Tevâli-i Ezdad Delili: Dünyada zıtlar birbirini takip ediyor. Baharı kış, kışı bahar; zulmeti nur, nuru zulmet; geceyi gündüz, gündüzü gece ve hayatı ölüm, ölümü de bir hayat takip ediyor. Şu upuzun dünya hayatının vefatı da yeniden bir doğum getirecektir. Işık karanlığı kovaladığı gibi dünya karanlığını kovalayan apaydın bir ahiret olacaktır.
Zâkire Delili: İnsan bazen, ilk defa karşılaştığı bir manzarayı, sanki daha evvel görmüş gibi hatırlar. Hâlbuki bu dünyada onunla ilk defa karşılaşmıştır. Hayat birbirinden farklı karelerin yekdiğerini takip etmesinden ibarettir. Demek oluyor ki, bizim burada hatırladıklarımız buraya gelmeden evvel başka bir âlemde yaşadığımız şeylerdir. Öyle ise, bu âlem daha evvelki âlemin bir neticesi ve kendinden sonra gelecek bir âlemin de başlangıcıdır.
Gerçi bu son delilde biraz tenasüh akidesi sezilmektedir. Zaten Eflatun buna inanmaktadır. Fakat bizim üzerinde durduğumuz mevzu, onun ahiret inancı ve bu mevzuda tahşidat yapmasıdır.
Aristo şöyle der: “İnsan maddesinin dışında mücerred bir varlık vardır ki, o ölümsüzdür.”
Aristo, maddecilerin bayraklaştırdıkları bir filozoftur. Buna rağmen o, hiçbir kayıtla bağlı olmayan ölümsüz bir varlığın mevcudiyetinden bahsetmektedir. İnsan belki cesediyle çürüyecek, fakat mezar onu her şeyi ile kuşatıp hapsedemeyecektir. Mezarı, maddeyi, cesedi ve dünyayı aşarak öbür âlemde kanat çırpacak mücerret bir varlık vardır…
Revakiye ekolünün imamı Zenon: “İnsanın bedeninden başka bir nefis daha vardır ki, insan öldükten sonra bu nefis devam edecektir.” der. Revakiye’nin ahlâk prensipleri vardır. Bu prensipler içinde de şunu görüyoruz: “Bu kâinatı bu kadar güzel yaratan, insana olan sevgisiyle kâinatı tanzim eden Zât’ın insanı öldürüp bir daha diriltmemesi mümkün değildir.”