İçeriğe geç

“O gün melik gelecek. Ebrar sağında; eşrar ise solunda yerlerini alacaklar. Melik, ebrara şöyle diyecek: ‘Sizi bugün mükâfatlandıracağım. Çünkü dünyada iken ben acıktım, yedirdiniz. Susadım, su verdiniz. Mahpus oldum, âzâd ettiniz. Garip kaldım, beni barındırdınız.’ Onlar melike şöyle diyecekler: ‘Rabbimiz! Sen nasıl acıkır, susar, mahpus olur ve garip kalırsın? Zira sen Rab’sin!..’ Allah (celle celâluhu) onlara şöyle karşılık verecek: ‘Dünyada benim zayıf ve garip kullarım vardı. Siz biliyordunuz ki, onlara yedirdiğiniz, içirdiğiniz zaman bana yedirip içirmiş gibi oldunuz. Onları âzâd ettiğiniz ve barındırdığınızda sanki bu iyilikleri bana yapmış gibi oldunuz.’

Sonra da Rab, solundakilere döner ve şöyle der: ‘Sizi bugün ta’zib edeceğim. Çünkü acıktım bir şey yedirmediniz. Susadım, içirmediniz. Garip kaldım, barındırmadınız. Mahpus oldum, âzad etmediniz.’ Onlar da aynı şekilde: ‘Ey Rabbimiz! Sen nasıl acıkır, susar, garip kalır ve mahpus olursun!?’ derler. Bunun üzerine Melik: ‘Bilmiyor musunuz, eğer benim dünyada bazı kullarım acıktığında doyursaydınız, susadığında su içirseydiniz, garip kaldığında barındırsaydınız ve mahpus kaldıklarında âzad etseydiniz, bütün bunları bana karşı yapmış gibi olacaktınız.’ der.”4

İncil’de bunlara munzam daha birçok cümlelerde, hemen hemen Kur’ân-ı Kerim’in ifadelerine mutabık şekilde ahirete ait meseleler dile getirilmiştir. Fakat bu mevzuda esas söz sahibi, her türlü tahrip ve tahriften korunmuş olan Kur’ân-ı Kerim’e aittir ki, biz yukarıda bunları Kur’ân-ı Kerim’in haşri ispat metodunda mücmel de olsa zikretmiştik.

79