Ve yine, o altın iklime doğru kapıyı aralayıp içeri girdiğinizde, birkaç asırdan beri, özünden uzaklaşan, kendinden kaçan ve kendine yabancılaşan insanoğlunu, o ulvî kıymet ve değeri ölçüsünde yeniden görecek; dolayısıyla bir insan olarak kendinizle tekrar yüz yüze gelecek, kendinizi yeniden “oku”yacak, yeniden kendinizi tanıyıp tanımlayacak ve o altın iklimin yumuşak ve şefkatli atmosferinde bir kez daha kendinizi bulup özünüze ereceksiniz. Zira insanı muhatap kabul edip ona hitapta bulunan bu ışıktan beyan, bütün buud ve derinlikleriyle insanı ele almakta, gizli ve açık duygularıyla adım adım onu takip etmekte; kalbi, sırrı, hafîsi, ahfâsı.. ve bugüne kadar henüz keşfedilememiş daha nice latîfe ve hisleriyle onu bir bütünlük içinde analize tâbi tutmakta; tâbi tutup son tahlilde bize, bizi anlatmakta, bize, bizi tanıtmaktadır. Dikkatli bir şekilde Kur’ân’ı dinleyen, onun lafız ve mânâ münasebetlerini yakından takip eden herkes, onun âyetleri arasında kendi ruh hâlini bulur; hatta çok defa kendisinin dahi izahta güçlük çektiği ledünnî ahvalinin şerh edildiğini görür. Tabiî bu biraz da, insanın Kur’ân’ın ruhuna nüfuz etmesi ve onun ışıktan dünyasına sızmasına bağlıdır. İşte bu yapılabildiği takdirde insan, o Kitab-ı Mübîn’de kendini bulur ve tanır, acz u fakrını idrak eder, nâmütenâhî arzu ve ihtiyaçlarının çehresinde Sonsuz Kudret ve Merhamet’e muhtaç olduğunun farkına varır, o şuurla dolar ve böylece Yaratıcısına iltica edip her türlü yalnızlıktan kurtulur. Çünkü Kur’ân, Yaratıcı-insan-kâinat arasındaki münasebeti en muvazeneli şekilde ortaya koyan bir koordinatlar mecmuasıdır. Dahası Kur’ân, insanı dünyaya baktırdığı gibi ukbâya da baktırır. Fenâya ve bekâya mazhar yönleriyle onu cem eder ve bütünleştirir. Maddesinin anatomisini yaptığı kadar, ledünniyatının da anatomisini ortaya kor. İnsanın nasıl bir gelişme ve terakki ya da düşüş ve tedenni yolu takip ettiğini, şekilden şekle, hâlden hâle, tavırdan tavıra girerken hangi mertebe ve makamlardan geçtiğini ve hisleri, heyecanları ve ruhî referanslarıyla nasıl bir çizelge ortaya koyduğunu bütünüyle Kur’ân’da adım adım takip edebilirsiniz. O nurlu beyanda, insanı bütün yönleriyle müşâhedeniz mümkün olduğu/olabileceği gibi, farklı anlayış ve konumdaki insanların çeşit çeşit duygu, düşünce ve iç dünyalarını da onda bulmanız mümkün olacaktır. Evet, kırılan ümitlerin, sönen aşkların, sarsılan emellerin veya ümitle çarpan sinelerin, tülpembe hülyaların, sevapla ışıldayan gözlerin, günahla kararan yüzlerin, aşk u iştiyakla çarpan sinelerin, karamsarlığa kendini salmış bedbîn ruhların… hepsinin akislerini onda görmek mümkündür.