Rehber-i Ekmel’in “Refik-i A’lâ” deyip5 sevgililer diyarına gidişinden sonra vahiy ve dolayısıyla vahiy olan rüyalar da sona ermiştir.6 Fakat, her mü’minin görmesi mümkün olan ilham kabilinden sâdık rüyalar bâkî kalmıştır, kıyamete kadar da sâdık mü’minler için bâkî kalacaktır.
Rüyadaki Gerçekten O mu?
Mü’minin göreceği sâdık rüyaların başında, Fazilet Güneşi’nin (aleyhi ekmelüttehâyâ) şualarıyla aydınlanan rüyalar gelir. Çünkü, O’nun görüldüğü rüyalar doğruluk üzeredir ve bazılarının bir tevile ihtiyacı olsa da hepsi kesinlikle sâdıktır. Ekser hadis mecmualarında rivayet edilen bir hadis-i şerifte Sâdık u Masdûk Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Rüyasında beni gören, gerçekten beni görmüştür. Çünkü,şeytan hiçbir şekilde benim suretime giremez.”7
İşte bu beyan-ı nebevî ve onun ihtiva ettiği hakikat üzerine ehl-i tahkik farklı görüşler üzerinde durmuşlardır: Bazıları, ister sakallı ister sakalsız, ister uzun ister kısa, ister yaşlı ister genç, ne şekil ve surette görülürse görülsün, bir kimsenin kalbine rüyasında gördüğü kişi hakkında “Bu zat, Peygamberimizdir!” şeklinde bir his doğması hâlinde o zatın Peygamber Efendimiz olduğunu söylemişlerdir. Bazıları ise, Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’ın rüyada kendi sima ve şemâili ile görüldüğü zaman Peygamberimiz olduğunu; aksi hâlde, şeytanın, Efendimiz’in şekil ve suretinin gayrısında, başka bir suretle ortaya çıkıp “Ben Muhammed’im!” diyebileceğini ifade etmişlerdir. İmam Rabbânî Hazretleri, “Efendimiz kendi şeklinde görüldüğü zaman hakkıyla görülmüş olur ki, şeytan O’nu temsil edemez.”8 derken, ayrı bir ekol sahibi olan Muhyiddin İbn Arabî, “Ne şekilde ve surette olursa olsun, “Ben peygamberim!” diye kişinin kalbine doğan zat Peygamberimiz’dir.” demiştir. Cumhur-u muhakkikîn, Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri’nin düşüncesine temayül göstermişlerdir.
Dipnotlar
- 5 el-Bezzâr, el-Müsned 5/395.
- 6 Bkz.: Tirmizî, rüya 1; İbnü’l-Ca’d, el-Müsned s.207, 256.
- 7 Buhârî, ilim 38; Müslim, rüya 10.
- 8 Bkz.: İmam Rabbânî, el-Mektûbât 1/112 (107. Mektup).