Bu itibarla, İslâm’a göre, kadını eve hapseden ve onu içtimaî hayattan bütün bütün uzaklaştıran anlayış kat’iyen doğru değildir; kadın, fizyolojisi ve psikolojisi nazara alınmak kaydıyla, herhangi bir işte çalışabilir. Fakat, hem kadın hem de erkek hayatın bir paylaşımdan ve iş bölümünden ibaret olduğunu bilmeli ve her biri kendi fıtratına uygun işleri yaparak diğerine yardımcı olmalıdır.
Bir Fikir İşçisi Olarak Kadın
Ayrıca, kadın, hukuken hür ve müstakil bir şahsiyettir. Onun kadınlığı, ona ait ehliyetlerden hiçbirini daraltıcı ve ortadan kaldırıcı mahiyette değildir. Erkek, ne ölçüde düşüncesini açıklama hürriyetine sahipse, kadın da aynı hürriyete aynı nispette sahiptir. Bildiği konularda onun görüşüne de başvurulur ve kendisiyle istişare yapılır. Öyle ki, her an vahiyle beslendiği için hiçbir konuda başkasına danışmaya muhtaç olmayan Peygamber Efendimiz, bütün ümmetini alâkadâr eden bazı meselelerde bile, kendi hanımlarının fikirlerini almış ve onların düşünceleri istikametinde hareket ettiği zamanlar olmuştur.11
Bir kadının, kocasıyla arasındaki “zıhar” meselesine çözüm bulması ve böylelikle kendisini ve çocuklarını mahvolmaktan kurtarması için Allah Resûlü’ne gelip O’nunla tartışırcasına konuşması ve ilâhî hüküm gelinceye kadar ısrarlı taleplerini sürdürmesi de çok meşhur bir hâdisedir.12 Müslümanlar arasında, kadının fikir hürriyetinin ne ölçüde gözetildiğine bu hâdise dahi tek başına yeterli bir delil ve güvenilir bir şahittir; nitekim, o kadının, hâlini Allah’a arz etmesi üzerine âyet nazil olmuş ve bu meseleyi anlatan sûreye de “Hâlini anlatıp hakkını savunan kadın” anlamına gelen “Mücadile” adı da verilmiştir.
Dipnotlar
- 11 Bkz.: Buhârî, şurût 15; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/330.
- 12 Bkz.: Mücadele sûresi, 58/1-2.