İçeriğe geç

İsterseniz siz bu meseleyi Kur’ân-ı Kerim’in tenzil ve tebliğde takip ettiği tasrif esprisiyle irtibatlandırabilirsiniz. Kur’ân-ı Mu’ciz’ül-Beyan’a bu nazarla bakıldığında, aynı mazmun ve aynı mefhumun, farklı yerlerde, farklı üslûp ve formatlarla sunulduğunu görürsünüz. Mesela bir kıssa-yı Musa, değişik problemlere misal teşkil etmesi, o problemlerden sıyrılma yollarını göstermesi ve o problemler karşısında peygamberane bir azim ve cehde vurguda bulunması adına birçok yerde tekerrür ediyor. Buna rağmen bir yerdeki kıssa hiçbir zaman başka bir yerdeki kıssanın tekrarı şeklinde ortaya konmuyor. Her seferinde aynı kıssa farklı ifadelerle karşımıza çıkıyor. Diğer yandan Allah (celle celâluhû) aynı hakikati farklı ifadelerle dile getirme adına bazen Hazreti Musa’yı, bazen Hazreti İsa’yı, bazen de İnsanlığın İftihar Tablosu’nu (Allah’ın salât ve selâmı onların üzerine olsun) konuşturuyor. İşte bunun adı tasriftir.

114