Ayrıca çok eski tarihlerden günümüze kadar ulaşan gelenek, âdet ve töreler de ilâhî muhkemat ve ilâhî kıstaslarla filtre edile edile, süzüle süzüle bize kadar gelmiş ve milletimize mal olmuştur. Bütün bunlar din eleğinden geçtiği için, onlara dinin müsaade ettiği değerler olarak bakılması gerekir. Bilindiği üzere İslâm’da bir edille-i şer’iye-i asliye diye isimlendirilen, Kitap, Sünnet, icma-i ümmet ve kıyas-ı fukaha vardır;282 bir de yine bunlara bağlı olan istishab, istihsan, maslahat, sedd-i zerâi gibi edille-i şer’iye-i fer’iye denilen deliller vardır.283 İşte bazıları örfü de ikinci derecede yer alan fer’î delillerden birisi olarak mütalâa etmişlerdir. Çünkü Kur’ân-ı Kerim’e göre örf, Cenâb-ı Hakk’ın ma’ruf saydığı şeyler olup, Allah Teâlâ onlara da riayet edilmesini emretmiştir.284 Bu açıdan bakıldığında örf, temel kaynaklarla çelişmeyen değerler manzumesi demektir. İşte milletimizin mayesini teşkil eden ve onu yönlendiren temel unsurlar, ruh ve mânâ köklerimizden süzülüp gelen bütün bu usarelerdir.
Irkçılık ve Nifak