3. Mü’min bir ömür boyu hep inandığı değerlere ait duygu ve düşüncelerle oturup kalkmalı, onlarla dolup taşmalı, sürekli okuyup düşünmeli, hayatında hiçbir boşluğa fırsat vermeksizin her zaman temel kaynaklardan beslenmesini bilmelidir. Ayrıca bu istikamette ciddî bir teveccüh ve dua ile her zaman; “Allah’ım! Ne olur, günah ve isyandan bizi muhafaza buyur! Bizi gör ve gözet! Tut elimizden tut ki edemeyiz Sensiz!” itirafında bulunarak, Cenâb-ı Hak’tan sıyanet, inayet, kilâet, vekâlet ve riayet istemelidir. Nitekim Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi ekmelüttehâyâ), يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ أَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ وَلَا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ“Ey Hayy u Kayyum! Rahmetine iltica edip yardımı Senden istiyorum. Her türlü hâlimi ıslah eyle ve beni göz açıp kapayıncaya kadar olsun nefsimle baş başa bırakma!”21 diye dua buyurarak bize bu mevzuda takip edilmesi gereken ufku göstermektedir.
Son bir husus olarak şunu ifade edeyim ki, böylesine yürekten ve samimî bir şekilde Allah’a teveccühte bulunanlar şimdiye kadar takılıp yollarda kalmadıkları gibi, salih ve sağlam refik edinenler de Allah’ın inayetiyle hiçbir zaman zayi olmamışlardır.
16 Bkz.: A’râf sûresi, 7/200-201; Fussilet sûresi, 41/36.
17 Ebû Dâvûd, edeb 4; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/226.
18 Tirmizî, cihâd 4; Ebû Dâvûd, cihâd 86.
19 Bkz.: Tevbe sûresi, 9/119.
20 Bkz.: Bediüzzaman, Mektubat s.66 (On Altıncı Mektup, Üçüncü Nokta).
21 en-Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ 6/147; el-Bezzâr, el-Müsned 13/49.