İçeriğe geç

Şeytan ise insana karşı, sadece öfkeyle değil, haset, hazımsızlık, kin, nefret gibi bütün mesâvi-i ahlâkla dopdolu bir varlıktır. O, insana karşı öyle bir hınçla dopdoludur ki, Hazreti Âdem’in bütün evlâtlarını yoldan çıkarsa yine de hıncını tam alamaz. Nitekim Hazreti Âdem’in yaratılmasıyla birlikte ona karşı olan hazımsızlık ve kıskançlığını açıkça ortaya koymuştur. فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ ifadeleriyle o, inanmadığı, başkaldırdığı ve karşı çıktığı Allah’a karşı, “Senin izzet ve ululuğuna yemin ediyorum ki, onların hepsini baştan çıkaracağım.”86 der küstahça. Başka bir âyet-i kerimede buyurulduğu üzere; “Kâh önlerinden, kâh arkalarından, kâh sağlarından, kâh sollarından, onlara yaklaşacağım.”87 diyerek nefret ve düşmanlığını ilan eder. Bu ifadelerinden onun, insanı farklı yollarla kandırmak istediği, kimisini bohemlikle, kimisini okşayıp pohpohlayarak, kimisini istikbali bir mezar-ı ekber şeklinde kara göstermekle, kimisini de açıktan açığa küfrünü ortaya koydurmak suretiyle vurmaya çalıştığı anlaşılıyor. Bundan dolayıdır ki, Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) sabah-akşam yaptığı dualarında bu cihetlerden gelebilecek tehlikelere karşı şu ifadeleriyle Cenâb-ı Hakk’a sığınıyordu: اَللّٰهُمَّ احْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ وَمِنْ خَلْفِي وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي وَمِنْ فَوْقِي وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَـالَ مِنْ تَحْتِي“Allah’ım, önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden (gelecek bütün tehlikelerden) beni koru. (Yere batırılmak suretiyle) ayağımın altından helâk edilmekten de Senin azametine sığınırım.”88

97