Evet, ben şahsımdan misal verdim fakat böyle bir emaneti taşıyan her mü’min yarın “keşke” dememek için mesuliyet ve taşıdığı emanet açısından çok hassas hareket etmek zorundadır. İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallâhu aleyhi ve sellem), “keşke”nin bir felâket olduğunu ifade buyuruyor.124 “Keşke”, falsolar yaşamış ve yaşatmış insanların teselli adına başvurdukları bir laf-ı güzaftır. Bu yönüyle “keşke”, memnu olan ve mü’mine yakışmayan yakışıksız bir kelimedir.
Bir de alkışlanacak “keşke”ler vardır ki, bunlar birbiriyle karıştırılmamalıdır. Mesela Hazreti Ebû Bekir Efendimiz der ki: “Keşke Halid’i falan yere tevcih ettiğimde, Ömer’i de falan yere tevcih etseydim. Böylece bu iki problemi birden halletseydim!”125 Bazı sahabîlerin de: “Keşke Efendimiz’e şunu sorsaydım!” mealinde ifadeleri vardır. Bunlar, âlâya, aksa’l-gâyâta müteveccih “keşke”lerdir. Bunlar bir niyettir ve Allah onlara sevap yazar. Evet, bu ifadeler, daha mükemmele talip olan bir kişinin, onu yapamadığından dolayı “keşke” demesidir. Ancak falsolarımızın üstünü örtme ve nefis müdafaası adına “keşke” demek mezmumdur. Bunlar bir dönemde şeytanın yanlış yaptırdığı işler karşısında yine şeytanın dürtüleriyle söylenilen sözlerdir.
İşte bu açıdan bugün yaptığımız hataların günahı yanında, yarın da “keşkeler” çekmek suretiyle, günahı katlamamak için temkinli hareket etmeliyiz. Her adımda, “Bismillâh, temkin ve teyakkuz” diyerek, Allah adına başlamalı, Allah adına işlemeli ve hep O’nun rızasına doğru yol aldığımız mülâhazasıyla hareket etmeliyiz.
119 Tirmizî, zühd 13; İbn Mâce, zühd 3.
120 En’âm sûresi, 6/112.
121 Bkz.: Müslim, fiten 19; Tirmizî, fiten 14; Ebû Dâvûd, fiten 1.
122 es-Serahsî, el-Mebsût 10/124; el-Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 2/108.
123 Bediüzzaman, Emirdağ Lâhikası-2 s.72 (Konuşan Yalnız Hakikattir); Tarihçe-i Hayat s.669 (Konuşan Yalnız Hakikattir).