Allah’a imanın yanında diğer erkân-ı imaniye ve esasat-ı İslâmiye de aynı şekilde mahiyet-i nefsü’l-emriyeleriyle kavrandıkça onlara karşı ciddî bir alâka duyulmaya başlanacaktır. Mesela insan, İki Cihan Serveri’nin (aleyhissalâtü vesselâm) nezd-i ulûhiyetteki kıymetinin ne olduğunu ve O’nun getirdiği mesajın insanlık için ne ifade ettiğini merak ettiğinde O’nu mahiyet-i nefsü’l-emriyesine uygun tanıma cehdi içine girer. Böylece O’nu tanıdıkça, O’na olan muhabbet ve saygısı daha da artar. Zamanla insan, her türlü hâl ve hareketinde, O’nun, kendisini yönlendiren bir rehber hâline geldiğini müşâhede eder.
Evet, iman ve İslâm esasları bilindiği ölçüde, onların güzellikleri ve tabiatımızla olan uyumları daha iyi anlaşılır. Bütün bunları vicdanında duyup hisseden insan, “Allah’ım sana kurban olayım! İyi ki bize Kendini ve Efendiler Efendisi’ni bu ölçüde bile olsa tanıtıp duyurmuşsun. Hayatımız için hayatî derecede lüzumlu ve bizi Sana yakınlaştırıcı olan İslâmiyet’i bize nasip etmişsin. Allah’ım bütün bunlardan dolayı Sana binlerce hamd ü senâ olsun!” diyecek ve sonra da Pîr-i Mûgân’ın Âyetü’l-Kübra’da ifade ettiği gibi هَلْ مِنْ مَزِيدٍ deyip mârifetini daha da artırmak için mârifet zeminini biraz daha kazmaya çalışacaktır.171 Şayet siz elinizde bir kovayla bir kuyunun başında durur ve kendinizi su çekmeye verirseniz, zannediyorum çektikçe kuyunun suyunu coşturursunuz. Kuyunun suyu coştukça, sizde de çekme heyecanı coşar. Böylece siz doyma bilmeyen bir aşk u iştiyakla her defasında daha bir şahlanır ve bir هَلْ مِنْ مَزِيدٍ ferdi olursunuz.
Merak İlmin Hocasıdır