Bazen konuşurken irticalin esnekliği içinde, arzu edilmeyen bir takım sözlerin dilden döküldüğü vaki olabilir. Bunların, içtihatta yapılan hatalar kategorisi içinde mütalaa edileceği ümit edilir. Fakat kasta iktiran eden, insan iradesinin ürünü olan sözlerde hilaf-ı vaki beyanda bulunmak, insanları aldatmaya matuf şeyler söylemek birer küfür sıfatıdır.
Kur’ân’ın, وَلَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ بِمَا كَانُوا يَـكْذِبُونَ “Yalancılıkları sebebiyle bunlara gayet acı bir ceza vardır.”72 şeklindeki ifadeleri de münafıkların Cehennem azabını hak etmelerinin en önemli sebebi olarak yalanı gösterir. Hazreti Pîr, bu âyet münasebetiyle yalanın fert, toplum ve din adına nasıl bir zehir olduğunu şu ifadeleriyle açıklar: “Kizb (yalan), küfrün esasıdır. Kizb, nifâkın birinci alâmetidir. Kizb, kudret-i ilâhiyeye bir iftiradır. Kizb, hikmet-i rabbâniyeye zıttır. Ahlâk-ı âliyeyi tahrip eden, kizbdir. Âlem-i İslâm’ı zehirlendiren, ancak kizbdir. Âlem-i beşerin ahvâlini fesada veren, kizbdir. Nev-i beşeri kemâlattan geri bırakan, kizbdir. Müseylime-i Kezzab ile emsalini âlemde rezil rüsvây eden, kizbdir. İşte bu sebeplerden dolayıdır ki, bütün cinayetler içinde tel’ine, tehdide tahsis edilen, kizbdir.”73
Buna mukabil o, doğrulukla ilgili de şunları söyler: “İslâmiyet’in esası, sıdktır. İmanın hâssası, sıdktır. Bütün kemâlata îsal edici (ulaştıran), sıdktır. Ahlâk-ı âliyenin hayatı, sıdktır. Terakkiyâtın mihveri (ekseni) sıdktır. Âlem-i İslâm’ın nizamı, sıdktır. Nev-i beşeri kâbe-i kemâlata isal eden sıdktır. Ashab-ı kiramı bütün insanlara tefevvuk ettiren (üstün kılan), sıdktır. Muhammed-i Hâşimî’yi (aleyhissalâtü vesselâm) merâtib-i beşeriyenin en yükseğine çıkaran, sıdktır.”74