İçeriğe geç

Mesela Osmanlı devletinin bidayetinden Kanunî dönemine kadar sultanlar hep ordunun başında sefere çıkmışlar ve askerlerin kuvve-i mâneviyesini takviye etmişlerdir. Fakat daha sonraki dönemde sultanlar orduyla birlikte sefere çıkma âdetini terk etmiş, ordu da kendine has kahramanlıkları artık sergileyemez olmuştur. İşte bundan sonradır ki bozgunlar bozgunları takip etmiştir. Mesela Viyana bozgunu sonrasında Merzifonlu idama mahkûm edilmiştir. Fakat acaba buradaki tek suç orduya ve Merzifonlu’ya mı aittir? İnsan şu düşüncelerden kendisini alamıyor: “A benim mübarek sultanım! Sen niye Viyana’ya gitmedin. Kanunî ve Yavuz gibi senin birçok deden cephede veya cepheye açılırken ruhlarının ufkuna yürümüşlerdi. Sen niye onların yolunu terk ettin!”

Maalesef Osmanlı’nın son döneminde saraya kapanma ve zevk ü sefaya dalma bizi felç etmiştir. Şatafatlı evlerde yaşama, bir evle yetinmeyerek ikincisini, üçüncüsünü yapma, hatta çocuklar ve torunlar için de binalar dikme, yetmedi damatları, gelinleri de düşünme, kısaca yaşatma idealinden vazgeçerek yaşama tutkusuna sarılma bizim için tam bir felâket sebebi olmuştur. Abdülhak Şinasi Hisar’ın Boğaziçi Mehtapları’nı okuyacak olursanız, Osmanlı’nın son döneminde nasıl bir zevk ü sefaya dalındığını açık olarak görürsünüz. İşte bu, bizim için öldüren bir AIDS mikrobuna dönüşmüştür.

İffetli Yaşamanın ve Peylenmemenin Yolu

14