Zulümle Hiçbir Yere Varılamaz
Bazıları irtikâp ettikleri zulüm ve haksızlıklar yoluyla hedeflerine varacaklarını zannetseler de büyük bir yanılgı içindedirler. Çünkü bugüne kadar zulüm yoluyla bir yere varıldığı veya herhangi bir hakkın ikame edildiği hiç görülmemiştir.
Öte yandan zulümle bir yere varılması mümkün olmadığı gibi, onunla kaybedilen hakların geri alınması da mümkün değildir. Eğer insanlar zulüm yoluyla bir yere varmaya veya kaybettikleri haklarını elde etmeye çalışırlarsa bu, yeni yeni zulümlerin ortaya çıkmasına, hukukun çiğnenmesine ve adaletin paramparça olmasına sebebiyet verecektir. Eğer hakkın hâkimiyeti ve adalet talep ediliyorsa, işin bidayetinden nihayetine kadar hakka bağlılığın elden bırakılmaması gerekir. Çok defa ifade ettiğimiz bir tabirle söyleyecek olursak, hedef meşru olduğu gibi ona ulaştıracak vesile ve yolların da meşru olması lazımdır.
Peki, günümüzdeki bunca zulüm ve haksızlıkları önlemek bizim elimizden gelir mi? Bunun ne kadarına muvaffak olabiliriz? Bunu bilemiyoruz. Fakat önemli olan ıslah ve tamir yolunda olmaktır. Bu yolun yolcularına düşen vazife, her zaman hak ve hakikatin temsilcisi olmak, herkese bağrını açmak ve aynı zamanda yapılan zulüm ve haksızlıklara da aynıyla karşılık vermemektir. Nâbî’nin ifadesiyle söyleyecek olursak,
“(Zulmederek kimseyi rahatsız etme. Sana zulmetse bile sen haksızlık etme. Şikâyet ile Allah kapısına varma. Sana zulmedeni Allah’a havale et.)”