İçeriğe geç

Evet, insan, “keşke” dememek için öyle bir hayat yaşamalı ki; kendisi ölümüne üzülmesin, bilakis başkaları onun göçüp gitmesi karşısında hüzün duysun. Çocuk dünyaya geldiği zaman ağlar ama yakınları bir çocuğumuz oldu diye sevinirler. Öyle yaşamalı ki, ölüp gittiği zaman, hem iç inşirahıyla karşılayacağı bir âleme göçtüğü, hem de ruhunun ufkuna yürüdüğü için sevinsin. Eğer matem tutulacaksa, başkaları tutsun; gözyaşı dökülecekse başkaları döksün. Doğumda sevinenler, bu defa ağlamaya dursun. İşte böyle yaşayanlar hiç keşke dememişlerdir, demeyeceklerdir. Ömür sermayesini kumar masasında atılan bir zar gibi gören ve onu fuzuli harcayanlar ise, dünyada da ukbada da keşke diyerek hep kıvranıp duracaklardır.

Hususiyle iman ve Kur’ân hizmetine gönül veren adanmışlar, “keşke”ye kapalı yaşamalıdırlar. “Keşke” onların bugünlerine de, yarınlarına da, ahiretlerine de girmemelidir. Onlar, sahip oldukları ömür sermayesini öyle değerlendirmelidirler ki, göçüp gittiklerinde mazhar olacakları uhrevî nimetlerle sevinsinler, âlem de onların yokluğu karşısında gözyaşı döksün, seneler, asırlar sonra bile arkadan gelen nesiller tarafından hep bir yâd-ı cemil olarak anılsınlar. Zira Kur’ân-ı Kerim, وَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّـنَا اغْفِرْ لَـنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ى قُلُوبِنَا غِلاًّ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّـنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ“Onlardan sonra gelenler şöyle derler: ‘Rabbimiz, bizi ve imanda bizi geçen, bizden önce gelip de iman etmiş bulunan kardeşlerimizi yarlıga ve iman edenlere karşı kalblerimizde en ufak bir gıll ü gış bırakma!”24 şeklinde beyanlarıyla bize bu ufku gösteriyor.

34