İçeriğe geç

Kalblere ilka veya üfleme diyeceğimiz vahiy, Hz. Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’a (aleyhi ekmelüssalavâti ve eblağutteslîmât) değişik şekillerdeki tecellîlerinden,2وَأَوْحَيْنَۤا إِلٰۤى أُمِّ مُوسٰى âyetiyle ifade edilen Hz. Musa Efendimiz’in (alâ Nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm) annesinin kalbine üflenen ilham eksenli vahye, ondan da وَأَوْحٰى رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ“Rabbin bal arısına da şöyle vahyetti.”3 mazmunuyla anlatılan “sevk-i ilâhî” ve teshîr mânâlarındaki ihsas ve iş’âra kadar pek çok çeşidiyle gayet geniş bir alanda cereyan eder.

Evet vahiy, bazen herhangi bir kelime ve cümle söz konusu olmadan sırf bir ses, bir işaret, bir ima ve kapalı bir telkinle de gerçekleşebilir ki, biz mutlak “vahiy” sözünü telaffuz ettiğimizde örf-ü şer’îde bilinenin dışında, bunlardan herhangi birini de kasdetmiş olabiliriz: فَأَوْحٰۤى إِلَيْهِمْ أَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا “Onlara sabah akşam tesbihe devam ediniz işaretinde bulundu.”4 veya وَإِنَّ الشَّيَاط۪ينَ لَيُوحُونَ إِلٰۤى أَوْلِيَاۤئِهِمْ“Şeytanlar kendi dostlarına değişik telkin ve iş’ârlarda bulunurlar.”5 âyetlerinde anlatılan vahiy, örf-ü şer’îdeki mânâsının dışında, işaret, telkin ve vesvese mânâlarına mahmuldür.

Örf-ü şer’îde vahiy, aşağıdaki şu üç husustan birine ircâ ile gerçekleşegelmiştir:

1. وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَنْ يُكَلِّمَهُ اللّٰهُ إِلَّا وَحْيًا “Allah, insana vahiy yoluyla konuşur.”6 fehvâsınca, doğrudan doğruya murâd-ı sübhânisini has kullarının kalbine ilka etmekle..

2. أَوْ مِنْ وَرَائِيۨ حِجَابٍ“Veya perde arkasından hitap ederek.”7 mazmununca, Hazerât-ı Mustafeyne’l-Ahyâr’ın his ve kulak gibi zâhir ve bâtın alıcılarına emir ve isteklerini duyurmakla..

65