“O, açlıktan bağırsaklarını sargıyla sardı.. ve o latîf ciltli mübarek böğürlerini taşlarla sıkıştırdı.8Koca koca dağlar altın kesilip O’na arz olunmayı niyaz ettiler de, himmeti çok yüksek olan O Zât onlara karşı müstağni davrandı.9O’nun dünyevî ihtiyaçları da zühdünü teyit eder; zira O Masumlar Masumu’nun zaruret ve ihtiyaçları O’nun ismetine ilişememişti. O’nun ihtiyaçları, O’nu dünyaya nasıl davet edebilirdi ki.! O olmasaydı, dünya ademden kurtulup varlığa eremezdi.” diyen Bûsîrî, O’nun ihtiyaç içindeki istiğnâsını ve zaruret içindeki yüce himmetini ne güzel ifade eder!
Zühde dair daha ne güzel sözler söylenmiştir! Biz onlardan, tevehhüm-ü ebediyetin yalanını yüzüne vuran ve tûl-i emeli temelinden sarsan, Hz. Ali’nin bir sözüyle bu faslı noktalamak istiyoruz:
“Nefis dünyaya karşı âh ü efgân içinde.. hem de kurtuluşun, dünya ve içindekilerini terk etmeye bağlı olduğunu bildiği hâlde. İnsanoğluna öbür âlemde, buradan göçmeden bina ettiği evlerin dışında, içinde oturacağı bir yuva yoktur.
………………………………………………
Dipnotlar
- 8 Bkz.: Tirmizî, zühd 39; et-Taberî, Tehzîbü’l-âsâr 1/274..
- 9 Bkz.: Tirmizî, zühd 35.