İçeriğe geç

Bu hususların başında, “Benim gözlerim uyur, ama kalbim uyanıktır.”1 beyanıyla irtibatlandıracağımız.. ve “İnsanlar uykudadırlar, öldükleri zaman uyanırlar.”2 beyanına esas teşkil eden “yakaza” gelir. Sonra da onu tevbe, inâbe, muhâsebe, tefekkür, firar, i’tisam, halvet, uzlet, hâl, kalb, hüzün, havf, recâ, huşû, zühd, takva, vera’, ibadet, ubûdiyet, murâkabe, ihlâs, istikamet, tevekkül, teslim, tefvîz, sika, huluk, tevazu, fütüvvet, sıdk, hayâ, şükür, sabır, rıza, inbisat, kasd, azim, irade, mürîd, murad, yakîn, zikir, ihsan, basîret, firaset, sekîne, tuma’nîne, kurb, bu’d, mârifet, muhabbet, aşk, şevk, iştiyak, cezbe, incizap, dehşet, hayret, kabz, bast, fakr, gınâ, riyâzât, tebeddül, hürriyet, hürmet, ilim, hikmet, himmet, gayret, vilâyet, seyr, gurbet, istiğrak, gayb, kalak, vakit, safâ, sürûr, telvin, temkin, mükâşefe, müşâhede, tecellî, hayat, sekr, sahv, fasl, vasl, fenâ, bekâ, tahkîk, telbîs, vücud, tecrîd, tefrîd, cem’, cem’ü’l-cem’ ve tevhid takip eder ki, bu kitapçıkta icmalî mânâlarıyla dahi olsa, bunları tanımanın mümkün olabileceğini düşünüyoruz.

Her şeyin doğrusunu yalnız Allah (celle celâluhu) bilir ve doğru yola hidayet etmek de O’na mahsustur.

4