İçeriğe geç

Evet, onun, hâl’i değerlendirip geleceğe hazırlanabilmesi; geçmişte işlediği yanlışları telafi edip Allah nezdinde aklanabilmesi; dünü, bugünü ve yarını itibarıyla kendi kendini sorgulayıp gerçek değerini bulabilmesi; daha önemlisi de Allah’la münasebetleri açısından iç dünyasında sürekli yenilenebilmesi ancak ve ancak sıkı bir nefis muhâsebesiyle mümkün görülmektedir. Zira insanın hem zaman üstü muhtevası hem de zamanla mukayyet duyguları, onun kalbî ve ruhî hayatıyla ve kendi ledünniyâtının şuurunda bulunmasıyla çok irtibatlıdır.

Müslüman ne kalbî ve ruhî hayatı, ne de umumî davranışları itibarıyla kat’iyen muhâsebeden müstağni kalamaz. O, bir yandan dün ihmal ettiği, hatta yıkılmasına göz yumduğu geçmişini, ötelerden gelip vicdanının derinliklerinde yankılanan: وَتُوبُۤوا إِلَى اللّٰهِ“Tevbe edip Allah’a dönün!..”1 ve وَأَنِيبُۤوا إِلٰى رَبِّكُمْ“Rabbinize inâbede bulunun!..”2 ümit edalı, rahmet şîveli ilâhî nefehâtıyla onarıp ihya etmeye çalışırken; diğer yandan da: يَۤا أَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ “Ey iman edenler, Allah’tan korkun, O’na karşı saygılı olun! Ve herkes yarın için ne hazırlamış ona bir baksın!..”3 yıldırımlar gibi ürpertici, rahmet gibi inşirah verici uyarılarıyla teyakkuza geçer; kendine çeki düzen verir, elinden geldiğince bütün fenalıklara karşı kapanır.. içinde bulunduğu anı, tıpkı bir döllenme mevsimi, bir bahar faslı gibi değerlendirir ve imanın verdiği şuurla, basîretle o anın her lahzasına ayrı bir derinlik kazandırır. Zaman zaman cismaniyete toslayıp sarsılsa da; إِنَّ الَّذِينَ اتَّقَوْا إِذَا مَسَّهُمْ طَۤائِفٌ مِنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُوا فَإِذَا هُمْ مُبْصِرُونَ“Sineleri her zaman Allah’a karşı saygıyla çarpan müttakiler, şeytandan bir tayf, bir vesvese dokunduğu zaman hemen Allah’ı anarlar ve derken gözleri açılıverir.”4 ilâhî beyanına göre her zaman tetiktedir.

23