İçeriğe geç

Hayâ mevzuunda daha değişik tasnifler de vardır. Bu cümleden olarak: Affına ferman geleceği ana kadar Hz. Âdem’in tavırlarından dökülen “suçluluk” hayâsı.. gece-gündüz ara vermeden Cenâb-ı Hakk’ı tesbih ettikleri hâlde: مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ“Sana hakkıyla ibadet edemedik.”10 diyen meleklerin “taksîr” hayâsı.. mârifet erbabının onca derinliklerine rağmen: مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ“Seni hakkıyla bilemedik.”11 sözleriyle solukladıkları “iclâl” hayâsı.. hayatlarını kendi arzu ve isteklerinden tecerrüd ufkunda seyahatle sürdüren ruh ve kalb insanlarının her zaman duyup hissettikleri “heybet” hayâsı.. her an kurb içinde bu’d; bu’d içinde de kurb televvünüyle, sonsuz uzaklıklarında sonsuz yakınlığı duyan yakîn insanlarının “minnet” hayâsı.. Hz. Mahbûb’u, sevilmesi gerektiği ölçüde sevememe endişesinden kaynaklanan “vefasızlık” hayâsı.. dua ve talep makamında istediklerini iyi seçememiş olma tedirginliğini taşıyanlarda “ihlâsı ihlâl” hayâsı.. her zaman ahsen-i takvîme mazhariyetlerinin şuurunda olan yüksek ruhların, mazhariyetleriyle telif edemedikleri ‘pes’ işler karşısında hissettikleri “gayret” hayâsı sayılabilir…

Hayâda ilk mertebe, insanın kendisine, Hakk’ın nazarıyla bakmasıyla başlar. Bir insanın, O’nun ölçüleri ve O’nun murâkabesi açısından kendini yakın takibe alması onda temkin derinlikli bir hayâ hâsıl eder ki, böyle bir insan duygu ve düşünceleriyle hep diri sayılır.

İkinci mertebe, kurbet ve maiyyet şuuruyla mebsûten mütenasiptir (doğru orantılı) ve: وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَمَا كُنْتُمْ“Nerede olursanız O sizinle beraberdir.”12 ufkunda seyahat edenlere müyesserdir ki, bu hususla alâkalı Efendiler Efendisi’nin şöyle buyurduğunu naklederler:

125