“بُستَانِ خُدَا”dan maksat, mertebe-i vâhidiyet; “مَهْ رُويَانِ”dan murad da, Allah’ın esmâ ve sıfâtıdır ki, ehadiyet mertebesinde temayüz ederler. Bu itibarla, meseleyi şöyle vaz’edebiliriz: Evliyâullah’ın ayaklarına tuzak olan, başka değil, esmâ ve sıfât-ı ilâhiyenin tecelliyâtıdır. Ve o tecelliyât, hakikate karşı kapalı olan gözsüzler nazarında hayaletten ibarettir. Sarı Abdullah Efendi’nin ifadesiyle: “Enbiyâ ve evliyânın merâyâ-i kalbleri, mezâhir-i esmâ ve sıfât-ı külliye-i ilâhiye olmakla, sıfât-ı rabbâniye onların ay yüzlerinin bostanı olup onlara her an ayrı bir sihir sunmaktadır.”
32