İçeriğe geç

Haram karşısında gözünü yuman insan, hiçbir zaman maddî-mânevî bir kayba uğramaz ve bu hassasiyeti gösteren insandan kimseye herhangi bir fenalık gelmez. Verimli, dürüst, samimî çalışan ve gerçekten hizmet veren böyle bir insan, hiçbir zaman şeytanca yaşayışın kurbanı da olmaz. Öte yandan, kendini bu aç bakışlara arzeden karşı cinsin, bundan maddî-mânevî kazandığı hiçbir şey yoktur. Kazanmak şöyle dursun, kendisi, muhatapları, toplumu ve memleketi adına neleri kaybedip, neleri kaybettirdiğine hastaneler, hapishaneler, mahkeme koridorları ve gazete sütunları en büyük şahitlerdir. Unutmayalım ki, en verimli meyveleri, zararlı ışınlardan ve şerarelerden korunan yeryüzü tarlaları verir; buna karşılık, yakıcı bakışlara ve öldürücü ışınlara korumasız maruz kalıp, neticede delik deşik olan derbeder gönüllerden ve felç olmuş iradelerden ne beklenir ki!

a) Çarşı ve pazarda gözlerimize haramların girmesi daima muhtemeldir

“Öyle bir zaman gelecek ki, imanı muhafaza etmek, elde kor tutmak gibi olacak.”29 diyor Aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz; evet, “Kor; atsan iman gider, tutsan elin yanar.”

Ve yine buyuruyor: “Nazar (bakış), şeytanın zehirli oklarından bir oktur.” Kalbe saplandı mı ya da göz hunisiyle kalbe indi mi bakışı bulandırır, başı döndürür. Ve sonra Rabbü’l-âlemîn’e tercüman oluyor: “Kim onu Benim korkumdan dolayı terk ederse, kalbine öyle bir iman neşvesi ve halâveti atarım ki, onun zevkini gönlünün derinliklerinde duyar.”30

Şeytanın bu zehirli oklarına karşı tavrını ortaya koyan ve her işte olduğu gibi, bu hususta da yine yakınlarından başlayan Aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz, bakınız ne yapıyor?

182