İçeriğe geç

17. Hangi yazar, başkası adına bile olsa eserinde kendini tehdit eder veya başkasının ağzıyla tehdit ettirir? Bunun da ötesinde, Allah adına söz söylediğini iddia ederken, hiç bu iddiasına halel getirecek bir beyanda bulunur mu? Yine, kendini ithama varacak ifadeleri kitabına alır mı? Hâlbuki, Kur’ân’da, “Eğer (Muhammed) Bize karşı ona (Kur’ân’a) bazı sözler katmış olsaydı, Biz kendisini kuvvetle yakalar, sonra da şah damarını koparırdık.”17 buyrulmakta; Tebuk Gazvesi’nden geri kalanlar için “Onlara neden izin verdin?”18 ikazında bulunulmakta, Hz. Zeynep’le izdivacı anlatılmakta,19 yani bir insanın kendi yazdığı kitaba alması mümkün görünmeyen beyan ve ifadelerde bulunulmaktadır. Demek oluyor ki, Kur’ân hiçbir zaman Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) değil, mutlak sûrette Allah’ın (celle celâluhu) kelâmıdır.

18. Hiçbir yazar, geçmişe ve geleceğe ait meseleleri bahis mevzuu yaptığı, hayattan ve yaratılıştan, başlangıçtan ve sondan bahsettiği, hayatın her sahasına ait kaideler ve umumî prensipler vaz’ettiği, yüzlerce yıl sonra ortaya çıkacak ilmî ve teknik icatlara parmak bastığı, kısaca esasen bir insana ait olması mümkün görünmeyen ifade ve beyanlarda bulunduğu eserinde, kendini yalanlayacak, kendi kendisiyle tenakuza ve başkalarının da diline düşecek şekilde kendisi hakkında “Sen okumuş-yazmış değilsin.” der mi? Tarihî malumatı olan bir topluluk karşısında ve tarihle alâkalı kesif araştırmaların yapılacağı bir gelecek karşısında geçmiş bazı hâdiselerden çok kesin ifadelerle bahsedecek ve sonra da “Ben bunları anlatıyorum ama ne o hâdiselerin içinde bulundum; ne de haklarında en ufak bir şey okudum.” diyeceksiniz; bu hiç mümkün müdür?

105