13. Doğru ve dürüst insanlar; sevgi, saygı ve hürmetlerinde gayet samimî ve yürektendirler. Bunların sevdiği insan hakikaten o sevgi ve hürmete bizzat lâyık insandır. Ve eğer bu sevgi hâlesi devamlı ve ebediyete namzetse, sevilen şahsın büyüklük derecesi de o kadar fazladır. Milyonlarca ve milyarlarca insanın sevgisinin odak noktası hâline gelen Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelmiş ve gelecek bütün insanlar arasında en çok sevilendir. Bu da ancak O’nun nübüvvetindendir. Şayet peygamber olmasaydı O yine sevilecekti ve sevilmektedir. Fakat o zaman bu sevgi ebediyet mührüyle mühürlenmeyecekti.
14. Her millet, düşünürlerinin empoze ve telkin ettiği belirli fikir ve idealleri, muayyen hedefleri benimser. Bu noktalar, o milletin düşünce dünyasında, basınında, içtimaî ve siyasî hayatında zayıf ya da kuvvetli, basit ya da aktif, açık veya gizli kendini belli eder. Fakat keyfî olduğu kadar, kemmî olarak da topyekün millet çapında bir ideal ve düşünce birliği temin etmek, tarihte bir parmağın sayısı kadar az millete ya nasip olmuş ya da olmamıştır. Bundan da önemlisi, bu inanç ve ideal birliğini asırları kucaklayıp kıtaları içine alacak derecede ömürlü ve geniş tutabilme ve onu pratikte gösterebilme ise ancak, O Zât’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) on dört asır önce meydana getirdiği kutlu cemaate nasip olmuş ve o cemaatin Allah’ın adını “kalb taşıyan”1 bütün insanlara duyurma ve bu insanları ebedî hakikatler ve ebedî âlemlere doyurma ideal ve cehdiyledir ki, tarih tarih olmuş ve sinesini bu ideal fatihlerinin nakışlarıyla doldurabildiği kadar doldurmuştur.
Dipnotlar
- 1 Bkz.: Kaf sûresi, 50/37.