İçeriğe geç

Büyük bir sarayın aydınlatılması için önce mükemmel bir elektrik şebekesinin kurulması gerekir. Fakat, avizelerin yanar hâle gelip, sarayı aydınlatması için de, basit ve âdî bir şart olarak parmağın düğmeye dokunması zarurîdir. O parmak o düğmeye temas etmediği sürece, o dev ve mükemmel elektrik şebekesine rağmen saray aydınlanmayacak ve o şebeke âdeta işe yaramaz bir hâlde bekleyip duracaktır. İşte, iman adına bir meyil ve isteği olan insan, kalb sarayındaki meş’aleleri yakmak için o düğmeye dokunacak, Allah da meşîetiyle bütün lambaları yakacak ve onu aydınlıklar ülkesi Cennet’e varan yola sevk edecektir.. tabiî ki, küfür meyli olan da ona göre muamele görecektir.

Geda, fakrını, aczini ve ihtiyacını dile getiren kulluk dilekçesiyle ve gedalığına yakışır şekilde Sultan’ın kapısına müracaat etse, dilekçesine Sultan’a yakışır bir sultanlıkla cevap verilecek; bu basit ve cüz’î müracaat, gedayı kâinata sultan yapacağı gibi, ebedî âlemde de dünya sultanlarına taç giydirir hâle getirecektir. Yine, bir üfürmekle yıldızların dağılıp saçılmasını, bir kaşık su ile ummanlara sahip olunmasını, bir damla ile arz yüzünün boyanmasını ve bir asansör düğmesiyle galaksiler ötesine yolculuk yapılmasını da aynı zaviyeden düşünebiliriz.

238