Herhâlde, sahip olduğumuz iradeyle, perverde kılındığımız nimetler arasında herhangi bir tenasübün olmadığı anlaşıldı. Gerçek bu iken, Allah (celle celâluhu) sonsuz merhametiyle bizim için çeşitli vesileler yaratmış ve o küçücük ve incecik cüz’î irademizi Cenneti’ni lütfetmeye sebeb-i âdi kılmıştır. “Allah!” diye inleyip, “ah!” ile bir buhurdanlık gibi kaynayınca, Allah’ın (celle celâluhu) affına mazhar olursunuz. Ebediyyen iman, sebat ve azim niyetiyle bir defa “Lâ ilâhe illallah” dersiniz, Allah (celle celâluhu) da “Cennetimi size vacip kıldım.” karşılığında bulunur. İşte, dilde kolay, mizanda ağır ifadeler ve işte cüz’î irademiz, işte neticesi!.
Netice olarak, her ne kadar şudur diyemesek de, cüz’î irade, varlığı bedîhî ve açık ama, mahiyeti ve ağırlığı bizce meçhul bir meyelandan ibarettir. Hariçte elle tutulur ve gözle görülür bir mevcudiyeti yok; ama, kendi var olan bir sır.. belki, insana göre beyin ne ise, ruha göre de irade odur.