İçeriğe geç

Bâdiyeden gelip Mekke’ye yerleşme ve sonra Ebedî Nur’a kavuşma.. O’nun mazhariyetlerinden biri de ilk İslâm şehidi bir kadının çocuğu oluşudur. İmânı uğruna, gelecek herşeye katlanmaya azîmli büyük kadının çekmediği kalmaz; en son, başı kaynayan suya sokulur, saçları dökülür, yüzü kebap olur. Bütün bunlardan sonra göğsüne demir vurulur. O, gözleri yükseklerin yükseğine dikilirken son sözlerini söyler: Allah’tan başka mabud yok. Muhammed (sav) O’nun Resûlü’dür. Kısa bir zaman sonra, aynı akıbete babasının dahi düçar olduğunu gören Yasir oğlu Ammar, bunların ızdırablı müşahidi iken yakalanır. Çarmıha gerilir ve vücudunun muhtelif yerlerine kızgın demirler basılmağa başlar. Tahammül edilmez bu eziyetler, sırf Allah’ın Resûlü ile buluşup görüştüğü içindir. Bir gün olur ki, ızdırab beşerin götüremeyeceği kadar ağırlaşır. Ammar dilinin ucu ile, O’nunla görüşmeyeceğini söyler. Bağları çözülür çözülmez ilk fırsatta Resûl’ün huzuruna gelir ve hüngür hüngür ağlar. Efendisi’nin Kâlbin nasıl? sualine karşı, Allah ve Resûlü’ne îmânla dolu cevabını verdiği zaman, merhamet kânı büyük insan, O’nu okşar ve iltifat eder. Bu devran; isimli-isimsiz binlerce kahramanın ceyhun olan gözyaşları ile, çağlayan kanları ile başlamış ve böylece devam etmiştir.

Bu yol uzaktır, Menzili çoktur, Geçidi yoktur, Derin sular var.

İnsanların ebedî varoluştan nasipleri, çektikleri meşakkat ve ıstırap nisbetindedir. Geçenlerde bu, ölçü ve hudut kabul etmez şekilde idi. Onlar İslâm için yaşıyor ve hatırı her şeyden âlî olanın hatırını kırmamak için, inşa edecekleri müessesenin çamurunu kanlar ile yoğuruyor ve kemiklerini moloz yerine kullanıyorlardı. O binanın zemini ızdırab, duvarları elem, tavanı yıldız yıldız namütenahîlik…

Selâm Hakk’ın mergubu, Hakk yolunun meczubu inanmışlara!.. Bilmiyorum ki, biz inanıyor muyuz?..

127