Günümüzün adanmış ruhları, bugüne kadar estirdikleri güven meltemini devam ettirebilirlerse, Allah’ın izni ve inayetiyle, bugünden sonra da onlarla tanışan, temasa geçen, onlara güvenen insanlar yanılmadıklarını görerek geri dönmeyeceklerdir. Bu itibarla mefkûre muhacirleri, en ağır şartlara rağmen bulundukları konumun hakkını vermeli, bulundukları yerde dimdik durmalı ve hep temel disiplinlere bağlı yaşamalıdırlar. Dünyayı tercih etmek suretiyle -Rabbim muhafaza buyursun- كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَتَذَرُونَ الْآَخِرَةَ “Gerçek şu ki: Siz bu peşin dünya hayatına çok düşkünsünüz. Onun için ahireti terk edip durursunuz.”42; اِسْتَحَبُّوا الْحَيَاةَ الدُّنْيَا عَلَى الْآَخِرَةِ “Onlar dünya hayatını bilerek ahiret hayatına tercih ettiler.”43 âyetlerinin tokadına müstahak olmaktan korkmalıdırlar. Dünyaya dünyanın fâniliği kadar, ahirete de ahiretin sonsuzluğu kadar değer vermelidirler. Esasında ahirete kendi kıymet-i harbiyesi ölçüsünde değer atfettiğiniz zaman dünyanın da kıymetini arttırmış olursunuz. Zira hayatlarını bu denge üzerinde götüren insanlar, öyle samimi olur, öyle bir vefa sergiler ve öyle emniyet ve güvenle hareket ederler ki onların elinde her şey rantabl olarak değerlendirilir. Hiçbir şey zayi edilmez. Dolayısıyla dünya da mamur hâle gelmiş olur. Evet, katiyen şüpheniz olmasın, kendilerini ahirete ve Allah’ın rızasına adamış emanette emin insanlar, bir devirde Endülüs’ü, Devlet-i Âliye döneminde de dört beş asır boyunca bulundukları bölgeyi mamur kıldıkları gibi azmettikleri takdirde, günümüzün dünyasını da yeniden müreffeh hâle getirebilirler.
Bu itibarla bir insan kendini hakka hizmete adamış ise lüksten her zaman uzak durmalı, sade, basit bir hayat yaşamalı, evi buna uygun olmalı, hatta vefat ettiği esnada arkadaşları bir kefen parasını bulabilmek için sağa sola koşuşturmalıdır. Zira hizmete adanmış biri ne servete ne dünyaya ne makama ne de rahata ipotek edilebilir. O, gönlünü sadece hizmete verdiğinden ve yalnızca Allah’a kulluk yaptığından dolayı başka hiçbir şey onun boynuna tasma, ayağına pranga vuramaz. Ticaretle iştigal eden ve meşru dairede kazanıp vermek suretiyle hizmet etmek isteyen insanlar elbette vardır ve olmalıdır. Bu, ayrı bir meseledir; işi sadece hizmet etmek olan insanların göstermeleri gereken hassasiyet ise ayrı bir mesele.
Dipnotlar
- Kıyâmet Sûresi, 75/20-21.
- Nahl Sûresi, 16/107.