onların bilinçli, düşünülerek ve iyi hesap edilerek yapılmasına bağlıdır.Akıl, Allah’ın insana bahşettiği çok önemli bir nimettir. Düşünce de onun ürünüdür. İnsan, akıl ve düşünceden kopuk yaşamamalı, vicdanı bunlara arkadaş kılmalı ve bir Müslüman olarak meselelerini siyer felsefesiyle test etmelidir. Yani Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hayat-ı seniyyelerini, ifade, davranış ve takrirleriyle bütün sünnetini günümüz şartlarını ve konjonktürü de hesaba katarak çok iyi değerlendirmeli, meselelerini bu sağlam zeminde çözmeye çalışmalıdır.Gönül mimarları, Kur’ân ve Sünnet’te yer alan temel disiplinlere bağlı hareket etmeli ve aksiyon öncelikli yaşamalıdırlar. Çünkü meselenin fikriyata ilişkin yanı biraz da şartların belirleyiciliğine göre oluşacaktır. Biraz daha açacak olursak, başlangıçta temel disiplinlere bağlılık içinde ve icmali (ana hatları ile çizilmiş) bir planla yola çıkılacak, süreç içinde karşılaşılan problemleri çözme mevzuunda akıl ve düşünceye başvurulacak ve nerede, nasıl hareket edilmesi gerektiği mevzuunda daha tafsilatlı planlar ortaya çıkacak, bu planların uygulamaya konması esnasında akıl ve kolektif şuur düşünmeye devam edecek… Derken bu, bir salih daireye dönüşecek; düşünce aksiyonu, aksiyon da düşünceyi besleyerek istenen hedefe ulaşılacaktır. Meseleyi daha baştan mine’l bâb ile’l-mihrâb (detaylı olarak baştan sona) planlayarak projelendirip uygulamaya koyma iddiasında olursanız, yaptığınız plan proje daha sonra karşınıza çıkacak şartlara uygunluk göstermeyebilir. Bu da işin başındakileri istibdat ve totaliterliğe sevk eder, baskı ve dayatmalar ortaya çıkar, oligarşik yapılar oluşur.