İçeriğe geç

hayatımız adına bir yenilenme yaşamıyorsak yaptığımız bu güzel işlerin içinde boğulur gideriz. Yaptığımız hizmetlerle birileri dirilir veya dirilmez, yeni bir dünya kurulur veya kurulmaz, bunları bilemeyiz; fakat neticede biz çürür gideriz.İşte bu itibarladır ki konuyu hep sohbet-i Cânân’a getirmek, mülahazaları hep Zât-ı Ulûhiyet’e yönlendirmek, Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) sevgisini gönüllere işlemek, sahabenin yolunu işler hâle getirmek mecburiyetindeyiz. Ancak böyle ayakta kalabiliriz. Bu cazibe merkezlerine bağlı kalmaz, onların çekim gücünden koparsak kendi fezamızın (uzayımızın) boşluğuna savrulur gideriz.

157