Onlar da “Bunca zamandır arkadaşlarımız fedakârlıklarıyla nice başarılara imza attılar. Bütün bunlar niye başkalarına mal olsun ki!” diyebilirler. Fakat bu tür düşünceler, o alanda onlarla mücadele eden insanların tepkisine sebebiyet verebilir. Bunlar, çok iyi düşünülmesi gereken hususlardır. İnsanları doğru okumak, değerlendirmek, onların belli hadiselere gösterecekleri muhtemel tepkileri hatta iç tepkileri iyi hesaba katmak gerekir. Zira bizim hedefimiz, Rabbimizin rızasına giden yolda insanlığa hayırhahlık yapmak ve bunu gerçekleştirmek için gönüllere girmektir.Bir diğer husus da şudur: Başkalarının yanında sevdiğiniz insanları nazara vermemeli ve onlar hakkında mübalağalı ifadeler kullanmamalısınız. Eğer siz Pîr-i Mugan’ı, “bütün evliyaullahın işaret ve bişaretlerine bağlı beklenen bir zat-ı muazzez-i mübeccel” (evliyaların işaret ve müjdelerine bağlı olarak beklenen saygıdeğer zat) olarak takdim ederseniz, karşınıza bir sürü mübeccel, muazzez ve muazzam insan çıkarmış ve kendi yolunuzu tıkamış olursunuz. Duyduğunuz bu saygıyı şurada burada ulu orta; hele hele başkalarının kabullenemeyecekleri, onlara mübalağa gelecek ifadelerle dile getirirseniz, sevdiğiniz insanlara karşı başkalarında antipati uyandırırsınız. Fevkalâde makamlar vermek yerine fevkalâde sadakat ve samimiyet içinde bulunmalısınız. İçinizden, “Keşke sevdiğimi sevse kamu halk-ı cihan.” düşünceleri geçebilir. Bu, ayrı bir melesedir. Fakat başkalarının hissiyatını gözetmeden, kendinizi onların yerine koymadan kitabi bile olsa doğruları yüzlerine vuruyor gibi söylemeniz doğru değildir. Elden geldiğince şahısları, heyetleri yüceltmeden ve herkesin yaptığı hizmeti de alkışlayarak yol almak lazımdır.Bütün bunlar, insanların iradelerinin hakkını vermesine, makul ve stratejik hareket etmesine ve aynı zamanda içlerindeki bir kısım menfi duyguları bastırıp kontrol etmesine bağlıdır. Ayrıca unutmamak gerekir ki birlik ve beraberlik ruhunu tesis etmeye yönelik her türlü gayret insana ibadet sevabı kazandıracaktır.