8) Hizmete kilitlenmek, hizmette muvaffakiyetin en önemli unsurlarından bir diğeridir. Hz. Halid, daha iki günlük bir Müslümanken gerçekleştirilen bir sefere çağrılmadığı için, ciddî bir hicran yaşamıştı ve sabaha kadar inlemişti. Ömrü cihad meydanlarında geçmiş bu şanlı komutan, ölümlü cephede değil de, yatağında irtihal sürecine girince, dayanıp ayağa kalkmış, atını istetmiş ve şöyle demişti: ‘Vücûdumda, parmak ucu kadar yara almadık yer kalmamıştır ama, Halid şimdi acizler gibi yatağında ölüyor..’ Evet işte bu şekilde hizmete kilitlenmeliyiz. Hatta o kadar ki, yeryüzünde ulaşılacak bir nokta kalmasa bile, ‘acaba semâda da tebliğin gitmesi gerekli bir yer var mı?’ diyerek göklere merdiven dayamayı düşünmeliyiz. Dahası, yaptığımızı daima eksik ve kusurlu görüp, ‘daha yok mu?’ demeliyiz. ‘Yapacaklarım bitti’ diyen insanın kendisi bitmiştir. Bu açıdan da, hareket ve hamleden bir an dûr olmamalıyız. ‘Fıtratı müteheyyiç olanların zevki aksiyondur, hizmettir.’ Aslında düşüncenin blokajı aksiyondur ve bu bakımdan aksiyon da, bize göre düşünceden önce gelir.
9) Çok zaman ifade edildiği gibi, bir an için bile olsa, kat’iyen ‘ben yaptım, ben ettim’ mülâhazalarına girilmemelidir. Bu türden mülâhazalar şeytanî türkülerdir. Meselâ, ‘bahar, otu bitirdi’ demek, kâfir için bir inkâr ifadesi olarak hakikat görünse de, mü’min için ancak mecaz ifade eder. Öyleyse, hizmette, inâyetin devamı için en mühim husus, bütün neticelerin Allah’tan bilinmesi, hatta bu noktada kendi sa’y ü gayretimize ve sebeplere en ufak bir hisse verilmemesidir.