Şimdi bütün bunların üzerine çıkarak bir buçuk milyar İslâm âleminin durumuna bakmalıyız. Babaların yandığı aynı ocakta ve alevleri göklere yükselen aynı ateş içinde, evladın, ahfadın da yandığını, biri yanarken öbürünün, olabildiğine bir umursamazlık içinde olduğunu görüyoruz. Aynı çamurun içine göz göre göre bir millet ya da milletler batarken, arkadan gelenler de tıpkı bir yığın gibi, hiç mi hiç sağına-soluna bakmadan yürüyüp aynı bataklığa batmakta, sefalete yürümekte ve hafızalarda sevimsiz bir hatıra olarak kalmakta.
Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem), o mu’cizbeyan ifadesi ile bizi ikaz sadedinde yukarıda da geçtiği gibi şöyle buyurur: “Sizden evvelkilerin yolunu adım adım, karış karış, arşın arşın takip edeceksiniz.”4
Onun bu ifadesinden, “Vaziyet alın, dikkat edin, mayınlı tarlada yürür gibi yürüyün; her an bir infilakla yüz yüze geleceğiniz endişesiyle hep temkinli olun!” ikazını çıkarmak mümkündür.
Merhum Âkif’in, âlem-i İslâm’ın tasviri adına şu dokunaklı mısralarını kaydedip geçelim.
Sadece bir yerde değil, her yerde kargaşa ve izmihlâl ahlâkı. Öyle ki bundan tedirgin olanlar bile, onun radyoaktif tesiriyle hissizleşmiş, duygusuzlaşmış gibi olup bitenlerden âdeta habersiz…
9. Yüksek Ahlâk
Dipnotlar
- 4 Buhari, enbiyâ 50; i’tisam 14; Müslim, ilim 6.