Arz etmeye çalıştığımız bu hususlar, Kur’ân-ı Kerim’in bizim için vaz’ettiği prensipler olarak en doğru yöntemi tayin eden hayatbahş hususlardır. Bunlar, sadece Kur’ân’ın eczahane-i kübrası ve Resûl-i Ekrem’in uğurlu, bereketli elleriyle ördüğü, temsil buyurduğu sistem içinde mevcuttur. Vahyin, Sünnetin ulvî sadasına kulak kesilip, onunla hayatbahş olmak ise tamamen bir nasip meselesidir.
11. Merhametli Olmak
Kur’ân-ı Kerim, –Hz. Eyyûb (aleyhisselâm) misalinde olduğu gibi9– insanların değişik problemler karşısında, Allah’ın rahîmiyetine sığınmaları gerektiğine işaret eder. Evet, O’nun rahmâniyet ve rahîmiyetine sığınmak; nefsimize, ailemize, sokağa saldığımız çocuklarımıza, yakınlarımıza karşı hem O’nun rahmetinden bir istimdat hem de aczimizi, zaafımızı ilân sadedinde O’nun, her şeyin hakkından gelebileceğini kabul ve itiraftır. Ayrıca merhamet aynı zamanda bir vesile-i merhamettir. Merhametli olunursa, Allah da merhamet eder. Bozulmalar, tefessüh etmeler karşısında duyarlı olunursa, O da bozulacak şeyleri korumaya alır.
Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle ferman eder: “Yerde bulunanlara merhamet edin ki Mele-i A’lâ’nın sakinleri de –veya Allah– size merhamet etsin.”10
Esas ölüm ve felaket, trafik kazaları vs. meydana gelen felâketler, ölümler değildir. En büyük ölüm ve felâket, insanın özünü gaflete salması, duygusuzlaşması ve gönül dünyasında ölmesidir. Evet en büyük belâ, evin içindeki yangını bilememe, çocuğun çürüyüp gitmesi karşısında duygusuz ve hissiz olmaktır.
Anne-baba, evin içindeki mânevî yangından habersiz iseler, bundan daha büyük tâli’sizlik, bundan daha büyük gaflet, bundan daha büyük dalâlet olamaz. Böyleleri hâllerine ne kadar ağlasalar yeridir ama, ağlamak için de yine gönül gerek.
12. A’lâ-yı İlliyyîn-i İnsaniyet
Dipnotlar
- 9 Bkz. Enbiyâ sûresi, 21/83.
- 10 Tirmizî, birr 16; Ebû Dâvûd, edeb 58.