İçeriğe geç

Bu mütalaa ile vardığımız sonuç şudur: Evlenmede asıl hedef, Allah’ı ve Resûlü’nü hoşnut edecek bir neslin yetiştirilmesidir. Onun için mütedeyyin, milletine âşık, ailesine sımsıkı bağlı, çocuklarının terbiyesi üzerinde hassasiyetle duran kimseler, değişik çarpık düşüncelere rağmen, yoluna ve usûlüne uygun şekilde çocuk sahibi olma konusunda kat’iyen tereddüt etmemelidirler. Zira böyle bir neslin çoğalması ümmet-i Muhammed’in yüzünü güldürecektir.

Buraya kadar serdedilen mülâhazalarla alâkalı Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) gençlere yaptığı şu tavsiye de oldukça önemlidir: “Ey gençler topluluğu! İçinizden evlenme imkânına sahip bulunanlar evlensin. Evlenemeyenler ise oruç tutsun. Çünkü bu, harama karşı siperdir.”8

Evvelâ oruç, umumi mânâda bir perhiz vazifesi görür. Mide ile beraber diğer beşerî duyguları da zapturapt altına alıp Allah’ın emrettiği istikamette kullanmayı kolaylaştırır.

Sâniyen, izdivaç ciddî bir hâdisedir.. ve insanın, düşünüp taşınmadan hemen karar verip yapmaya teşebbüs edeceği basit bir iş değildir. Akıl, mantık süzgecinden geçirilmeden aceleye getirilmiş evliliklerde huzursuzluk çokça görülen bir hâdisedir. Huzursuz bir ailede yetişen çocukların, gerekli terbiyeyi alamayacakları, anneli-babalı, fakat yetim gibi büyüyecekleri, bazen de anneye-babaya hatta cemiyete düşman, hissiz, duygusuz yetişecekleri kaçınılmazdır.

Çoğu batılı ülkelerde durum bu merkezdedir.

Evet buralarda izdivaç ciddî bir mesele olarak ele alınmamakta ve gerekli disiplinler içinde gerçekleştirilmemektedir. Bu çok ciddî ve hayatî hâdise, insanların bazı ihtiyaçlarını karşılamaya matuf, yeme-içme-ıtrahta bulunma türünden bir vak’a gibi algılanmakta, gaye çerçevesi daraltılmakta ve tamamen mânâsızlaştırılmaktadır. Bugünkü Avrupa, dünkü Roma’nın dolaştığı uçurumların kenarında dolaşmakta ve adım adım ölüme yaklaşmaktadır; yaklaşmaktadır zira ailenin bozulduğu, fertlerin dejenere olduğu hiçbir millet ayakta kalamamıştır.

33