İçeriğe geç

Evet, bazı hayatî müesseseler için AIDS ölçüsünde tehlikeli sayılan siyasî ihtiraslar, vatan ve ülke bölünmezliğine, din ve devlet düşüncesine kilitli olması gereken toplumun, o can damarı mesabesindeki birimlere dahi sirayet etti; etti ve başlarını döndürdü, bakışlarını bulandırdı ve iç kaymasına uğrattı. Bu arada, başı çekenlerin pek çoğu “devletin parası deniz…” mülâhazasıyla hareket ederek millete, can alıcı hasımlarından çekmediklerini çektirdiler. Öyle ki, hiç beklenmedik kimseler bile çalıp çırpmaya başladı ve hiç umulmadık zatlar gırtlaklarına kadar bu levsiyata girdiler. Hatta bir kısım fırsat ve imkânları elde eden idareciler, bu masum, masum olduğu kadar da sarsık, bu mübarek, mübarek olduğu kadar da istismara açık milletin yaralarını saracakları yerde, onun kurumuş damarlarındaki kanı emebilme yollarını araştırdılar.

Bütün bu olumsuz durumları başkası değil biz hazırladık. Milletimize, ızdırapların en utandırıcılarını biz çektirdik.. ve çektiriyoruz da. Öyle ise hem bir sorumluluk, hem de asırlık günahlarımıza kefaret olarak onu kurtaracak, yükseltecek ve devletler arası muvazenedeki eski konumuna ulaştıracak da yine bizim imanla çarpan sinelerimiz, dünyaya açık dimağlarımız, ruh ve mânâ köklerimizdeki rasanet ve çelik pazularımız olmalıdır.

İslâmiyet, geleceğe yürümemiz adına âdeta hayatî bir dinamiktir. Ona sığınma sayesinde önemli bir kuvvet kaynağını elde etmemiz her zaman mümkün olacaktır. dinin o lâhûtî ve sarsılmaz gücü bir kere daha ortaya çıktıktan sonra, böyle bir kaynağa karşı lakayt kalmak tam bir aldanmışlıktır. Hele topyekün bir dünyanın dine yöneldiği bir dönemde böyle bir lâkaydîlik affedilir gibi değildir. Bu mülâhazamızı, “Dinin Yenilmez Gücü” başlığı altında başka bir yerde ifade etmeye çalıştığımız için bu faslı da burada noktalamak istiyoruz.

115