İçeriğe geç

İnsanlık olarak yakın geçmişimiz itibarıyla görüp–bildiğimiz ve hususiyle de, şimdilerde daha bir “net” müşâhede ettiğimiz odur ki; Allah’ı unutup maddeye, kuvvete, şehvete, ırka ve çıkara tapan bu dünya bir ölüm sath–ı mâiline yuvarlanmakta ve bir kıyamete sürüklenmektedir. Eğer gelecek adına tek tesellimiz yeryüzü mirasçıları, kaynağı mehâfet, mehabet ve muhabbet yeni bir ahlâk nizamı, iktisat anlayışı, sermaye telâkkisi, emek felsefesi, iffet aşkı ve sorumluluk ruhu ortaya koyarak insanlığın, kendini bir kere daha yorumlamasına imkân hazırlamazlarsa, cihan harplerini unutturacak ölçüde yeni felaketler yaşamamız kaçınılmaz olacaktır.

Bazıları, böyle bir projeyi gerçekleştirmeye gücümüzün yetmeyeceği mülâhazasıyla, bu konudaki her tasarıyı bir hayal ve her teşebbüsü de abesle iştigal sayabilir. Ancak, bugüne kadar gerçekleştirilen işler düşünüldüğünde, bunların hiç de yapılması planlanan şeylerden geri olmadıkları görülecektir. Evet, dönüp az gerilere bakabilirsek, son yarım asır itibarıyla, santim santim de olsa, milletçe tırmanılan zirvelerin ne kadar yüksek olduğu kendiliğinden ortaya çıkacaktır.. çıkacaktır ama, gel gör ki, ümitsizlikten tereddüde, tereddütten ümitsizliğe yuvarlanıp duran ve düşünce hayatında bir türlü istikamet ve kararlılığa ulaşamayan bir kısım karamsar ruhlar, bunu hiçbir zaman görüp kabullenemeyecek ve son birkaç asırlık şaşkınlıklarından kurtulamayacaklardır.

194