İçeriğe geç

Bu dünyada gökler, yeryüzüyle içli dışlı; ahiret, bu âlemin ve bu âlemde devam eden uzun bir yolculuğun ebedî istirahatgâhı, ölüm bir vuslat vesilesi, vefat günü de bir “şeb-i arûs”tur.

Arzuları, yerdeki kumlar, gökteki yıldızlar kadar çok olan insanoğluna, büyüleyen güzellikleri ve öteleri gösteren işaret ve işaretçileriyle bu dünya, ışıktan, renkten, mânâdan, ruhtan, lezzetten örülmüş bir sihir âlemi gibidir. Her gün, bin türlü ayrı vâridâtla açılır-kapanır; her gün farklı bir nefasetle ruhlara siner; her zaman en kıymetli mânâları gözler önüne sererek bizi âdeta meşherlerde dolaştırıyor gibi sevindirir; bir kitabı mütalâamıza sunuyor gibi ilimden düşünceye köprüler kurar, dimağlarımızı besler ve bir lahza bile bizi yalnız bırakmaz.

Bu dünyada, sesler, sözler, en tesirli nağmeler şeklinde hissedilir.. güller, çiçekler, kokularının en enfesini esirgemeden çevrelerine neşreder.. canlılar birer arkadaş olur, cansızlar da birer vefalı dost.. ve her şey bir Cennet olgunluğu içinde doğar, gelişir ve devam eder…

138