İçeriğe geç

Hak saygısı, ruh inceliği, teslimiyet ruhu ve tefvîz ufuklu hayatı itibarıyla Hazreti Eyyûb aleyhisselâm’ın serencâmesi de diğer mukarrabînden oldukça farklıdır. O nebilerden bir nebidir; bu yanıyla diğer “Mustafeyne’l-Ahyâr”dan farkı yoktur dünyaya bakışında, ukba mülâhazalarında, nübüvvete ait hususiyetleri sergileme hassasiyetinde. Fakat kaynakları sorgulanabilir bazı eserlerde, kalben Hakk’a müteveccih bu insanın meşru kesbine lütfedilen geniş imkânları olduğundan söz edilir. Hatta denebilir ki, umum mukarrabîn gibi o da “latîfe-i rabbâniyesi”nin kapılarını bütün bütün dünyevî beklentilere kapamış, اِنَّ اللّٰهَ يَـرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُُ61 ufkundan gelen lütuflarla geniş imkânlara sahip olmuş, –mülâhazamızı nebi karakterine bağlıyoruz– bütün mâmelekini, îsâr ruhunun emrine vererek, yaşatmayı yaşamanın birkaç adım –estağfirullah– kilometrelerce ilerisinde düşünen ve götüren bir âbide şahsiyetti. Öyle olunca varsın onun servet ve imkânları Karun’unkinden kat kat fazla olsun; kalb kirlenip O’na (celle celâluhu) ayna olma özelliğini kaybetmedikten sonra, ekstra lütuf sağanaklarıyla gelenler, talebi mahzursuz sayılan dünyevî nimetler kategorisine girer.

73