Mefâhir kaynasın gitsin de vicdanlar kesilsin lâl,
Bu izmihlâl-i ahlâkî yürürken, kalmaz istiklâl!..”
Keşke bunları görüp anlayan ve anladığını da dillendirebilen birkaç tane entelektüelimiz olsaydı!.. Heyhat! Onun fıkdânı da ayrı bir vesile-i hicran.
Şimdi isterseniz bu faslı da, 3. Mustafa merhumun şu dörtlüğüyle noktalayarak sızlanışlarımızla bir kere daha yutkunup kâriîn-i kirâma veda edelim:
“Yıkılupdur bu cihan sanma ki bizde düzele,
Devleti, çarh-ı denî verdi kamu müptezele,
Şimdi ebvâb-ı saadette gezen hep hezele.”
Çağlayan, Kasım 2018-Mart 2019
68 Nisâ sûresi, 4/79.
69 Tahrîm sûresi, 66/8.
70 Cum’a sûresi, 62/5.
71 A’râf sûresi, 7/156.
72 Bediüzzaman, Sözler s.384 (Yirmi Dördüncü Söz, Beşinci Dal).
73 İbrahim sûresi, 14/34; Nahl sûresi, 16/18.
74 Nisâ sûresi, 4/78.
75 Bediüzzaman, Sözler s.227 (On Yedinci Söz, İkinci Makam).
76 Yûsuf sûresi, 12/86.
77 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.82 (İlk Hayatı).
78 Tahrîm sûresi, 66/8.
79 Bakara sûresi, 2/156.
119