İçeriğe geç

Aslında, bu sapkınlık ve çarpıklıklardan sıyrılmanın vazıh bir yolu vardır ama gel gör ki, hayatını hevâ-i nefis güdümünde sürdürenler bir türlü bunu görememekteler. Oysaki her şey açık ve net olarak değişik dillerle, bir kısım farklı lisan ve üsluplarla hep o çıkış yolunu seslendirerek bizi o hedefe yönlendirmektedir. Bu yol, bütün eşya ve hâdiselere hâkim o Zât-ı Ecell-ü A’lâ’nın “min haysü hüve hüve” bilinip inanılması; böyle bir marifet merceğiyle eşya ve hâdiselerin tekrar ber tekrar hallaç edilip tahlil ve terkibe tâbi tutulması; topyekün varlığın arka plânlarıyla ele alınması; mahiyet-i insaniyede meknî esrarın, riyâzî analizlerle umum kevn ü mekânların okunup incelenmesi; dünya ve mâfîhânın kendi konumlarıyla doğru değerlendirilmesi; dahası bu tür fikrî aktivitelerin ara verilmeden devam ettirilmesi şehrahıdır.

Böyle bir azm u ikdâm, insanın maddî-manevî anatomisini riyazî analizlerle tahlile müeddî olup, kâinatın bir fihristi olan mahiyet-i insaniyenin bir projektör hâline gelmesine ve bu projektörle kainat kitabının doğru okunmasına vesile olacaktır ki, bu da düşünen bir varlık olan insan için hayatî bir reçete mahiyetindedir. Bu reçete ile insan derlenip toparlanarak, elli türlü düşünce inhirafından korunmuş ve bu sayede kendini fethetmiş gibi olacak.. değişik çarpık düşüncelerden bir bir sıyrılacak.. ilim adına vehim ve kuruntulara sürüklenmekten kurtulacak ve O’na yönelmenin inşirahlarını yaşayacaktır. O’nu sevecek; aşk u iştiyak türküleriyle oturup kalkacak ve sürekli vuslat arzuları mırıldanmaya duracaktır.

137