Cevap: Bazen hak yolcusu, belli hâl ve makamlarda, akıp gelen bir kısım vâridât ve mevhibeler veya umumi tecelli sağanakları karşısında kendisini çok fazla ümide salıp şathiyat ve laubaliliğe girebilir. İşte sâlik için bir imtihan ve iptila olan bu türlü hâllerde temkin ve teyakkuza çok ciddi ihtiyaç vardır. Allah (celle celâluhu), bazı durumlarda size ekstra bir kısım ihsanlarda bulunur, eteğinize mücevher kıymetinde bazı şeyler atar. Şayet siz, bir çocuk gibi o ihsanlarla sevinip oynar da ihsan sahibini unutursanız, işte orada imtihanı kaybedersiniz. Dolayısıyla nimetlerin sağanak sağanak tepenizden yağdığı bu tür durumlarda gözler Nimet Sahibi’ni görmeli, gönüller de sadece tahdis-i nimet mülâhazasıyla gürlemelidir. Hazreti Pîr’in ifadesiyle, bize ihsanda bulunan tablacıya teşekkür ederken, o tablacıyı bize gönderen Zât’tan gaflet edilmemelidir.82 Evet, kalb ve ruh ufkunda seyahate azmetmiş bir insanın, mazhar olduğu bazı mevhibe ve vâridâtlar karşısında dengeyi koruyabilmesi için onun her zaman ciddi bir temkin ve teyakkuz anlayışına ihtiyacı vardır.
“Rızandan Başka Bir Şeye Talip Değilim!”