İçeriğe geç

Ayrıca idareye talip olup dinamik gücü ele geçirenler çoğu zaman birden bire hemen toplumun rengini, şeklini, desenini ve şivesini değiştirebileceğini düşünür ve bu anlayışa göre toplumu dizayn etmeye kalkışır. Hâlbuki meseleyi dipten ele almaz, insanların hür iradelerine saygı duymaz ve güzel bir ortamın oluşması adına gerekli olan sabrı göstermeyip acele ederseniz, hiç farkına varmadan zaman ve hâdiseleri kendi aleyhinize çevirmiş olursunuz. Başardığınızı zannettiğiniz bir kısım işlerde bile kurduğunuz temelsiz bina bir anda başınıza yıkılıverir. Çünkü acelecilik ve tepeden inmecilik insanî ve içtimaî tekâmül sürecine terstir. Bu itibarla kendi toplumuna ve hatta bütün insanlığa barış ve sevgi iklimi getirmeye çalışan karasevdalılar şuna hazır olmalı; belki siz bu konuda göbek çatlatıp ölesiye gayret ettiğiniz hâlde görmek istediğiniz bir kısım güzellikleri hiçbir zaman göremeyeceksiniz. Onları görmek arkadan gelen nesillere nasip olacak. Esasen “vazifemizi yapıp şe’n-i rubûbiyetin gereğine karışmama” prensibi hayat boyu bağlı kalmamız gereken temel bir disiplin olmalıdır.

Bir diğer sabır çeşidi de, mubah çerçevede görünse de, dünyanın cazibedâr güzelliklerine karşı sabırdır. Evet, dünya göz kamaştırıcı şualarıyla gözümüzün içine yöneldiği zaman, ona karşı kararlı ve dimdik durabilme de çetin sabırlardan bir tanesidir. Hazreti Pîr’in de bahsettiği üzere birisi, “sanki yedim” diyerek bir camiyi yememiştir. Yani canının çektiği bir kısım yiyecek ve içecekler karşısında dişini sıkıp sabretmiş, “sanki yedim” diyerek onlara vereceği parayı bir yerde biriktirmiş ve neticede biriken bu paralarla çok güzel bir cami yaptırmıştır.150

241