İçeriğe geç

Aynı şekilde anne-babaya karşı gelme, yalan yere şahitlikte bulunma, hırsızlık yapma, iftira etme, gıybet yapma gibi meseleler arz edilirken, bu günahlara karşı muhataplarda imrenme duygusu hâsıl edecek tafsilattan kaçınılmalı, icmalî bir üslup takip edilmeli ve asıl olarak bütün bu günahların âkıbetlerine dikkatler çekilerek insanlarda bunları işlemeye karşı bir mukavemet hissi oluşturulmalıdır.

Aslında bu metot, peygamber üslubudur. Mesela Resûl-i Ek­rem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) dil âfetlerinden ve zi­na­dan uzak durmanın insan için nasıl bir kazanç vesilesi olduğunu anlatma adına şöyle buyurmuştur: “İki çene arasını ve apış arasını koruma hususunda bana teminat verin, Cennet’e gire­ce­ğinize teminat vereyim.”142 Görüldüğü üzere burada mesele muğlak ve müphem bir şekilde icmalen muhataplara sunulmuş, bu iki hususta sağlam durulduğu takdirde elde edilecek mü­kâ­fat nazara verilmiştir.

Ayrıca bilinmesi gerekir ki, bâtılı tasvire maruz kalan insanın zihin kirliliği günlerce belki haftalarca devam edebilir. Hatta olumsuz bir kısım şeyler ibadet ü taat esnasında bile onun zihnini meşgul edebilir. Bu açıdan insan bu tür menfiliklere karşı mesafeli durma hususunda daha başta güçlü ve kararlı olmalıdır. Bütün bunlardan uzak durup kaçınmanın yanında, aynı zamanda o, sürekli zihnini iyi ve güzel şeylerle doldurmaya çalışmalıdır. Öyle ki insan, korteksindeki hangi dosyaya el atarsa atsın karşısına hep güzel sözler, güzel düşünceler ve güzel tablolar çıkmalıdır. Ezkaza bir şekilde gözü, kulağı, zihni kirlendiğinde veya kalbine olumsuz bir şey girdiğinde ise ona uzun ömür tanımadan, hiç vakit kaybetmeksizin hemen en yakın seccadeye koşmalı ve o arınma kurnasının altında kirlerinden temizlenmeye çalışmalıdır.

Temiz Bir Zihin ve Güzel Âkıbet

218