İçeriğe geç

Bu açıdan elden geldiğince hayat dolu dolu yaşanmalı, boş bırakılan yerler de niyetin enginlik ve duruluğuyla doldurulmalıdır. Zira niyetin boşlukları doldurmada öyle bir sırlı genişliği vardır ki, onun bir damlası deryaları doldurabilir. Bundan dolayı insan, niyetlerini çok geniş ve engin tutmalıdır. Mesela demelidir ki, “Allah’ım, bana öyle bir fırsat ve imkân ver ki, şu küre-i arzın yörüngesini değiştireyim; değiştireyim de nâm-ı celîl-i Muhammedî bütün yeryüzünde dalgalansın.” İşte insanın bu mevzudaki bir damla niyeti ona deryalara denk sevap kazandırabilir. Yani insan bir taraftan yapması gereken işleri şakakları zonklayasıya, göbeği çatlayasıya yapacak, takatini aşan bir yere geldiğinde de, “Allah’ım! Ben bu işi yapmaya kararlıydım. Fakat gücüm buraya kadar yetti. Bundan fazlasını götüremiyorum.” deyip niyetini şefaatçi kılacaktır. İşte o zaman Sonsuz Kudret, Sonsuz Meşiet ve Sonsuz İrade “Kulum! Senin götüremediğini Ben götürürüm.” diyecektir.

Meseleyi Alvar İmamı’nın sözlerine bağlayarak şöyle diyebiliriz:

“ Sen Mevlâ’yı seven de, Mevlâ seni sevmez mi?
Rızasına iven de, Hak rızasın vermez mi?
Sen Hakk’ın kapısında canlar feda eylesen,
Emrince hizmet etsen, Allah ecrin vermez mi?
…………
Sular gibi çağlasan, Eyyub gibi ağlasan,
Ciğergâhı dağlasan, ahvalini sormaz mı?
Derde dermandır bu dert, dertliyi sever Samed,
Derde dermandır Ehad, fazlı seni bulmaz mı?”

Evet, sözün özü budur.

“Dünya Seven, Ahireti Bulamaz”

66