Muhaddisîn-i kiram derler ki: “Mü’minler zekât ve sadaka verecek insan bulamazlardı.” ki, Muhbir-i Sadık bunu aynen haber vermişti: “Bir gün elinizde zekât, dolaşacaksınız, fakat verecek kimse bulamayacaksınız.”2 Yani herkes zengin olacak demektir ki, Ömer İbn Abdülaziz devrinde bunların hepsi görülmüştü.3 İşte o böyle bir devletin başına geçmişti… İki sene küsur ay bu devleti idare eder, ama; senelerce yaşamış gibi, semereli olur. Daha sonra Endülüs’e kadar uzanacak o devletin her yönünde ıslahat yapar. O güne kadar Raşid Halife Efendilerimiz hakkındaki bütün yanlış telakkileri izale eder. Hazreti Ali’nin (radıyallâhu anh) muallâ mevkiini ilân eder. O güne kadar bir kısım kimselerin hutbelerindeki saygısızlığına son verir ve bugün dahi hutbelerimizde okuduğumuz, “Allah, adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder, fahşâdan (edepsizlikten), münkerden (fenalık) ve bağy (azgınlık)tan men eder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.”4 âyetiyle, adaletsizliğe, fuhşa, ahlâksızlığa, taşkınlığa karşı göğsünü siper eder; istikametli düşünür, âbidâne, zâhidâne bir hayat yaşar.
Dipnotlar
- 2 Buhârî, menâkıb 25.
- 3 Bkz.: İbn Hacer, Tehzîbu’t-Tehzib 7/478; İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-nihâye 9/225.
- 4 Nahl sûresi, 16/90.