Kalbin Solukları19 Eylül 2026

Risale-i Nur’u Anlama ve Anlatma Üzerine

Soru: Üstadımız, ilham mahsulü eserlerini yazdırırken “Siz tashih edersiniz, siz daha iyi bilirsiniz…” diyerek talebelerinin görüşlerine değer verdiğini ifade ediyor. Böyle bir nezaket karşısında talebelerine düşen vazifeler nelerdir?

00:43 — Risale-i Nur’ları Doğru Okuma Adına Tavsiyeler

01:42 Efendimiz’in (s.a.s.) vahy-i gayr-i metlûv olan sözleri, hadîs bi’l-ma‘nâ câiz olmasından dolayı, aynı hakikati farklı versiyonlarıyla ortaya koymak şeklinde bir tasrife açıksa şayet, bence Hz. Bediüzzaman’da da evleviyetle olmalıydı.

03:53 Hz. Üstad, gayet sadr u sînesi geniş olarak o meseleyi —Risale-i Nur’ların redaksiyonunu— talebelerine havale ediyor; fakat talebeleri de ayrı bir emanet mülâhazası ile olduğu hâliyle bırakıyorlar.

04:30 Bu, bir saygının ifadesidir. Ben bunu öper, başıma koyarım. Fakat o meselenin herkes tarafından seve seve ele alınması, kolaylıkla anlaşılması… çok önemlidir.

05:17 Hz. Abdülkadir Geylânî Hazretleri’nin Fütûhu’l-Gayb’ı da, İmam Gazâlî Hazretleri’nin İhyâ’sı da böyle bir şey görmüş olabilir.

06:00 Üstad Hazretleri’nin engin tavrı da, talebelerinin mukabilindeki saygıları da çok saygıdeğer. Buna rağmen, kanaat-i vicdâniye ile o mevzuda yapılacak şeyler yapılmalı ve onda da diriğ edilmemeli.

06:30 — Soru: Efendim,

Merhum Necip Fazıl’ın avam insanlara da Risale-i Nur’ları tanıtma adına, “Bırakın, köprü altında dubada yaşayan adama bile Nurlar’ı aktarayım.” sözünü nasıl anlamalıyız?

06:47 Necip Fazıl, Kırklareli’nde Hoca Nebi Efendi’nin evinde: “Bediüzzaman, Sultan Ahmed’in mimarı. O, yüksek bir mimar olarak kendi üslûbuyla meseleleri anlatıyor. Ama köprünün altında dubada yaşayan bunu anlamaz. Bırakın, ben o dubadakinin diliyle o meseleyi ona aktarayım!” diyor.

07:39 Ben de dedim ki: “A Üstadım! O meseleye ben karışamam. O, büyüklerin işi. O uğurda başlarını o eşiğe koymuş, o uğurda hırz-ı cân etmiş insanların dediği olur; beni kimse dinlemez bu mevzuda!”

08:06 Bazen zât-ı ulûhiyet, hakîkat-i ulûhiyet mülâhazasına dokunmasından endişe ettiğimden dolayı, ağlayarak silgiyi elime alıp sildiğim, yırttığım, tashihine yürüdüğüm şeyler oldu!

09:16 Önceleri kendim tebyîz ediyordum. Şimdi çok kıymetli arkadaşlarım var; defteri onlara veriyorum, onlar tebyîz ediyorlar. Ve verirken —Allah da şahit, onlar da şahit— diyorum ki: “İstediğiniz tasarrufu yapabilirsiniz!”

09:40 Çünkü içinde bir hakikat varsa, o hakikat ifadenin “kemkümiyâtına” takılmamalı! İnsan, yaptığı her şeyi mîrî malı gibi ortaya koymalı.

Not: Bu sohbet, 06/11/2005 tarihinde kayda alınmıştır.