Evrimciler, insanla maymun arasında ara nesil arama konusunda o kadar ileri gittiler ki, 1912-1914 yıllarında, insanın tam atası olarak bir Piltdown adamından bahsettiler. Bulunan fosil, 500 yıllık insan kafatası kemiğinde bir orangutan çenesi ve insan dişinden oluşuyordu. 1953-54 yıllarında bunun tamamen bir fabrikasyon, yani uydurma olduğu, insan kafa kemiğine orangutan çenesi ve dişleriyle, insan dişinin monte edilip, meydana gelen yapının kimyevî yollarla çok eskilere aitmiş gibi gösterildiği ortaya çıktı. Bu tür uygulamalar, fosillerle ilgili incelemelere inanmamızı da zorlaştırmakta ve evrimin ilmî bir meseleden çok, bir inanç, bir ideoloji konusu olduğu tezini güçlendirmektedir.1
Dipnotlar
- 1 Evrim adına ortaya konan bu tür aldatmalar, böyle bir misalle sınırlı da kalmadı. Coelacanth (Rhipitistian Crossopterigian) balığı evrimciler tarafından, deniz ve kara hayvanları arasında yaklaşık 70 milyon yıl önce nesli tükenmiş bir geçiş türü olarak takdim edildi. Fakat bu balık, 1939 yılında Madagaskar yakınında canlı olarak bulundu ve o günden bu yana açık denizlerde 50 defadan fazla yakalandı. Bunun da ötesinde, evrimcileri bu balığı geçiş nesli olarak takdim etmeğe sevk eden organlar (iç kulak boşlukları, baş şeklinde sırt kemiği ve yüzme torbası), iddia ettikleri özelliklerde değildir. Netice olarak, evrimci bilim adamlarından A. H. Clark, geçiş türleri olabilecek hiçbir fosile ve canlı gruplarına rastlamadıklarını, dolayısıyla, geçiş türleri denebilecek herhangi bir türün hiçbir zaman var olmadığını itiraf mecburiyetinde kalmaktadır. Richard B. Goldschimdt de, ara geçiş formları bulunmadığını itirafla, türler arasında boşlukların ani atlamalarla doldurulduğu tezini ileri sürmektedir ki, bunun yaratılışı kabul etmekten başka ilmî hiçbir izahı olamaz. (D. Aras, The Fountain, sayı: 24 sayfa: 14)
36