İçeriğe geç

Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerim’de de çokça anlatır Kendini. لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ“Bugün mülk kimin?” diye sorar. Cevabı da çok nettir: لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ “Vâhid ve Kahhâr olan Allah’ın.”5 O, her şeyi siliyor, süpürüyor, âdeta bütün mahlukat üzerine bir sünger çekiyor, sonra da “Kimin bu mülk?” diyor ve cevap veriyor: “Vâhid ve Kahhâr olan Allah’ın…”

Şimdi bu arz ettiğim hususların herhangi birini bir insan söylese, gurur ve kibir alâmeti olur. Ama Cenâb-ı Hak “Kibriyâ Benim sıfat-ı lâzimem, Benden ayrılmaz bir şeydir.” mânâsına اَلْكِبْرِيَاءُ رِدَائ۪ي“Kibriyâ Benim ridamdır.”6 buyuruyor. Rida, insanın sırtına giydiği cübbemsi bir şeydir. Allah, bu türlü şeylerden münezzehtir. Ama bir insan kalkıp bunları söylese, kibir ve gurur izhar etmiş olur. Çünkü haddizatında insan, o mülke sahip değildir.

Bir insanın, sahip olmadığı bir meseleyle ortaya çıkıp kendisini göstermesi bir kibir ve gurur alâmetidir. Bir insanın sahip bulunmadığı bir meseleyi duyurması, yani vaziyetini başkalarına işittirmesi “süm’a”, kendisine ait olmayan bir meseleyi içinde gizleyip “Ben bu güzelliğe mazharım.” demesi de “ucb” alâmetidir. Haddizatında bir insan, bazı faziletlere hakikî olarak sahip bulunsa, meselâ o, hakikaten büyük olsa, gösterisini yaptığı şeylerin hakikîsini gösterme durumunda bulunsa, o insanın “Ben melikim, mâlikim.” demesi kibir ve gurur olmaz. Demek insanda işin hatarlı olmasının sebebi, onun iddia ettiği şeylere sahip olmamasında…

113