İçeriğe geç

Başka bir konuyu daha hatırlatmak istiyorum. Değil bunlar, bir mü’min “Ben fikren ve ruhen falan cereyanı tutuyorum.” dese, yine dinden çıkmış olur. Çünkü hangi cereyan olursa olsun şahs-ı mânevî olarak Allah yolunun alternatifi mahiyetindedir ve böyle bir cereyan içinde dinin yeri yoktur. Zaten biri kalkıp da bu hareket dine dayanmaktadır dese, derdest edilip hapsedilir. Binaenaleyh bir kimse herhangi bir hizbi kastederek kalben ben “o’cuyum” iddiasında bulunsa dalâlete düşer. Ancak herhangi bir siyasî partiye rey verme başka bir şeydir. Ehven-i şerdir, eşedd-i şerdir, şerdir ama o bir vazifedir.

Aslında Müslümanın, kendisine göre politikaların dışında bir politikası, hileden uzak durma mânâsına bir çaresi vardır. O çare de şudur: Siyasetin bulanık, dolambaçlı, bozuk gösteren havasından teberri ederek, her türlü anlayışın üstünde, her türlü meslek, meşrep, mezhep, mizaç ve mezakın dışında bir ders-i hakikat vermektir ki, muhalif ve muvafık herkes rahatlıkla elini uzatsın ve tiksinti duymadan, ürkmeden, korkmadan o hakikati alsın. Hakâik-i âliye-i Kur’âniyeyi herhangi bir hizip ve kliğin rengine boyamak suretiyle o bîhemtâ elmasları ayağa düşürmemek lâzımdır. Müslümanlığın yolu ve yöntemi budur. Varsın kişi, reyini vermesi gereken yere versin, o ayrı bir mevzudur. Müslüman komünizm veya kapitalizmin taraftarı olamaz. Komünizm, sosyalizm, İslâm sosyalizmi türü akımlar, felsefenin verdiği hastalıkların dışa vurmasıdır. Sosyalizmin veya kapitalizmin olduğu yerde din yoktur. İslâm’ın olduğu yerde de ondan başka hiçbir şey yoktur. Nev’-i şahsına mahsus Allah nizamı ve Allah’a götüren yol olan İslâm hiçbir şeyle karıştırılmamalı ve bulandırılmamalıdır.

230